Aslında Üç Beynimiz Olabilir Mi? ”Neokorteks, Limbik ve Serebellum Beyin”

Beyinlerimiz şekil olarak bu kadar benzerken birimizi diğerinden farklı davranmaya, düşünmeye ya da hissetmeye iten şey nedir? Tecrübeliyi tecrübesizden, bilgiliyi ise bilgisizden ayıran benzer bir durumdan kaynaklanıyor olabilir mi?

"Zihinlerimiz, bilinç sayesinde, gezegenimizi ve kendimizi değiştirme gücüne sahiptir." - Bruce H. Lipton

Aynı bilgisayara sahip iki kişiden biri kullanma konusunda tecrübeliyken diğeri değilse, tecrübeli kişinin o bilgisayarla yaratabileceği şeylerin daha fazla olması, daha hızlı ve pratik yollarla kullanması hiçbirimizi şaşırtmayacaktır. Beyin için de aynı durum söz konusudur. Beynimiz hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olursak, onu kendimiz için maksimum fayda sağlayacak şekilde kullanabiliriz. Beynin kullanım klavuzuna sahip olduğumuzda onu dilediğimiz gibi yönlendirebiliriz.


Düşüncelerimiz duygularımızı, duygularımız davranışlarımızı yaratıyorsa kontrolü ele almak için beynimizin nasıl çalıştığını öğrenmemiz gerekiyor. "Yeni düşünme şeklini" beynimize nasıl öğretebileceğimizi keşfetmemiz gerekiyor. İçinde bulunmak istediğimiz duygu ve davranışları nasıl yaratabileceğimizi hep birlikte öğrenmemiz gerekiyor. Peki bunların hepsinin gerçekleşmesi için en başa dönmemiz gerekmez mi?


Beyin, vücudumuzun kontrol merkezidir. Beynimizin %73’ü - aynı Dünya gibi - sudan oluşur. Düşündüğümüz, söylediğimiz ve yaptığımız her şeyden bu ceviz görünümlü organımız sorumludur. Hepimiz gerek eğitim hayatımız, gerek izlediğimiz televizyon programları, okuduğumuz kitaplar ya da karıştırdığımız dergiler aracılığıyla beyin hakkında türlü bilgiler öğrensek de zamanla vücudumuzun en önemli organının nasıl çalıştığını unuttuk. Nasıl çalışıyor vücudumuzun orkestra şefi? Davranışlarımız ya da duygularımız ile nasıl bağlantı halinde olabiliyor?


Aslında 3 beynimiz vardır.

1. Birinci beyin “neokorteks beyin”dir.

Beynin bu kısmına "düşünen, bilinçli beyin" de diyebiliriz. Beynin cevize benzeyen dış kaplaması olan bu kısmı "beynin mimarı ve tasarımcısı"dır. Öğrenmemizi, hatırlamamızı, analiz etmemizi, yaratmamızı, mantık yürütmemizi, olasılıkları düşünmemizi ve iletişim kurmamızı sağlar.


Duyusal verileri, bilgileri ve tecrübe edindiğimiz her şeyi kaydeder ve bizi dış gerçekliğe bağlar. Gelecekte var olan potansiyel fikirleri işler. Yeni düşüncelere odaklandıkça davranışlarımızı zamanla değiştirmemize olanak sağlar. Değişimi gerçekte var etmenin ve istediğimiz sonuca varmanın tek yolu "rutin" düşünme şeklimizi ve eylemlerimizi değiştirmektir. Beynimizin deneyimlememiz için "yeni olaylar" üreten - yeni nörolojik bağlantılar ve devreler yaratarak - kısmı burasıdır.

2. İkinci beyin “limbik beyin”dir.

Duygusal beyin de denir. Bedendeki kimyasalları yaratma, koruma ve organize etmeden sorumludur. Beynin en gelişmiş kısmıdır. Duyusal olarak neler hissettiğimizi hatırlamamızı sağladığı için tecrübelerimizi de anımsamamızı sağlar, nöral ağları olayı yansıtacak şekilde örgütler. Bu tecrübeyle ilişkili kimyasallar üretip salgılamaya başlar.


Yani "yeni bir duygu" yaratmak için, bu zamana kadar alışılagelmiş tecrübemizi değiştirmemiz gerekir ki yeni kimyasallar üretip salgılamamız da mümkün olsun. "Yeni düşünme" şeklimiz "yeni bir tecrübe" yarattıktan sonra limbik beyin aracılığıyla "yeni bir duygu" yaratılır.


3. Üçüncü ve son beyin ise “serebellum beyin”dir.

Yeni bir duygu yaratmak için yeni bir tecrübe yaşamamız gerekiyorsa bunu bilinçaltı zihne nasıl aktaracağız? Üçüncü beyin bunu bizim için yapacak. Beynin en aktif kısmı burasıdır. Kafatasının arkasında bulunur. Bilinçaltının merkezidir. Yeni duyguyu ezberleyen ve öğrendiklerimizi "bilinçli zihinden bilinçaltı zihne aktaran" kısımdır.


Hepimiz PIN kodumuz sorulduğunda hatırlayamasak da telefonumuzu açtığımızda parmaklarımızın "otomatik olarak" hareket ettiğini ve kendiliğinden kodu girdiğini deneyimlemişizdir. Bunun nedeni bu eylemi çok fazla tekrar ettiğimiz için "bedenin bilgiyi zihinden daha iyi biliyor" hale gelmiş olmasıdır. Yani bedenimize yeni bir alışkanlık kazandırmak istiyorsak, o davranışı "tekrar tekrar" yapmamız gerekmektedir. Beden belli bir müddetten sonra - serebellum sayesinde - bu yeni davranışı, duygusal tepkiyi ezberlemiş hale gelecektir.

Bu üç beyni, fonksiyonlarını ve nasıl çalıştığını öğrenerek "yeni bir olma hali"ne geçebiliriz. Böylelikle "hayalimizi hayatımız yapmak" hayal kalmaktan öteye geçecek, yeni gerçeğimiz olacaktır.


Hayallerimiz hiç de uzakta değil, aksine olabilecek en yakın yerde: kafatasımızın içindedir.


Kaynak: Joe Dispenza