Bağımlılıktan Tercih Etmeye Geçiş

Hayatta hepimizin "kaçındığı ya da arzuladığı" birçok şey mevcut. Kontrolü elimizden kaybettiğimiz birçok ana şahit oluyoruz, gün be gün. En kontrollüyüm diyenimiz bile yeri geliyor kontrolü elden bırakıyor. Nedir buna sebep olan şey? Hepimiz irade gücüne sahipken, onu aşıp geçen bu kuvvet kendini nasıl var ediyor? Nasıl bu kadar güçlü olabiliyor?

Hepimizin zihninde programlanmış belli başlı "kalıplar" var ve bu hayatta başımıza gelen şeyler bu kalıba "uymadığı" zaman alarm veriyoruz. Bu alarm bize Ah! Bir şeyler yolunda gitmiyor.” diyor ve duygu durumumuzu anında etkiliyor. Bir anda olumsuz duygular içinde buluyoruz kendimizi. Ama olumsuz duygular içinde olmak istemiyoruz ki! Böyle zamanlarda bizi mutlu edebilecek, bu "duygu durumundan çıkarabilecek" şeylere yöneliyoruz: bağımlı hale geldiğimiz eylem, düşünce, madde yada duygularımıza.


Bağımlılığı olan bir kişiyi basitçe tarif etmek gerekirse "olumsuz sonuçlara rağmen belirli davranışları sürdürmeye yoğun arzu duymak ve sürdürmek” olabilir. Bir bağımlılık hayatımızı, düşüncelerimizi ve seçimlerimizi "kontrol" eder. Hayatın zorluklarıyla başa çıkmamız için bizi sağlıklı seçeneklerden alıkoyan bir “zorunluluk” haline gelerek, kısa vadeli çözümler sunar bize.

“Bağımlılıklar iyi ya da kötü değillerdir - sadece kaybedilmiş algı, bilgelik, etkililik ve mutlulukla size çok pahalıya mal olurlar.” - Ken Keyes Jr.

Aklımıza hemen en kötü senaryo gelmesin! Bağımlılık diyince hep bize zarar veren şeyler aklımıza gelse de, zararsız bağımlılıklarımız da var: çok spor yapmak, aşırı titizlikte sağlıklı beslenmek, güvenlik veya güç takıntımız ya da duygusal bağımlılıklarımız gibi. Bana kalırsa zararsız olduğunu varsaydıklarımız da oldukça tehlikelidir çünkü faydası olduğunu düşünürken kendimize içten içe zarar veriyor olmamız büyük bir paradokstur ve fark etmek zor olabilir.

Bağımlılıklarımıza yöneldiğimiz her an bir "bedel" ödüyoruz aslında. Düşünün ki bilincimiz, irademiz devreden çıkıyor, karar verme mekanizmamız çöküyor, algılama gücümüz zayıflıyor ve biz o ne isterse ona yöneliyoruz! İçten içe yanlış olduğunu bilsek de, yanlış dediğimiz şeyin içinde buluyoruz kendimizi. Hem de her defasında.

Hatta gün boyunca aslında her şey yolunda giderken, tek bir an, tek bir olay ya da kişi bile bilincimizi tetiklemeye yetebiliyor. Mutsuz olmaktan hunharca kaçınıyor ve ne pahasına olursa olsun yine bağımlı olduğumuz şeylere yöneliyoruz.

"Duygularımıza karşı" da bağımlılık geliştiriyoruz. Bana kalırsa çoğunlukla bağımlılığın sadece davranışa ya da maddeye ilişkin var olduğunu düşünüyoruz. Duygularımızın oluşması sadece bir düşüncemizle başlıyor. Bir günde sayılamayacak kadar çok düşüncemiz oluyor, ancak bu düşüncelerin çoğu alışkanlığımız haline gelmiş durumda. Düşüncelerimizden kopamadığımız için, bu düşüncelerin doğru olduğunu varsayıyor ve onlara bir anlam yüklüyoruz.

Hissetmemiz ve tepki vermemiz alışkanlık olarak sinirsel yollarımızı güçlendiriyor ve bu da bilinçaltımızda aynı duyguyu aramamıza neden oluyor. Yani "duygusal bir bağımlılık", vücudumuzun "kendi kimyasal tepkilerimize bağımlı hale gelme" durumudur.


Herhangi bir bağımlılıkla mücadele eden çoğu insan, bağımlılıklarının onlar için yarattığı sorunların en azından bir düzeyde farkındadırlar. Ancak "duygusal bağımlılık farklıdır" çünkü duygusal deneyimi o kadar yakından yaşıyor ve soluyoruz ki, kelimenin tam anlamıyla farkındalık kapsamımızın dışında kalıyorlar. Duygusal bir bağımlılığımızın olmadığını düşünüyoruz çünkü “bizim” bir parçamız haline gelmiş oluyorlar. Bu sebeple duygusal bağımlılıklarımız her ne ise bunları kırmak için kendi düşünce kalıplarımızın bilincinde olmamız, farkına varmamız gerekiyor!


Bağımlılığımızın olup olmadığını tam anlamıyla belirlemek ve bunu kabul etmek, büyük ölçüde bağımlılıkla ilişkili utanç duymamız nedeniyle kolay değil biliyorum. Ancak varlığını kabul etmek, iyileşmeye giden ilk adımımız olacak.

“Anladım buraya kadar ama hayatım üzerinde kontrol kazanan potansiyel bağımlılıklarımı nasıl belirleyeceğim?” dersen olumsuz alışkanlıklar açısından kendimizi incelemeye davet ediyorum her birimizi!

  • Bağımlılıklarımın neler olduğunu saptamak için hangi yolları denedim?

1. "Sahte Arkadaşlarım"la yüzleştim.

Bağımlılıklarımız "sahte ama en iyi arkadaşlarımız" gibi değiller mi sizce de? Bizi sarsacak ya da bizi gerçeğe ulaştıracak doğruları söylemek yerine, sadece duymak istediklerimizi söylüyorlar sanki.


Bağımlılığımızı belirlemenin ilk adımı her konuda olduğu gibi onu tanımak ve kabul etmekten geçiyor. Hayatımızı tüketen bu duyguyu, maddeyi veya eylemi adlandırarak başlayabiliriz! Ne olur kendimize dürüst olalım bu aşamada.


Kendime sordum:

  • Rahatlamak için neyi/ neleri arzuluyorum?

  • Kontrolümü ne zaman kaybediyorum?

Rahatlığa gereksinim duyduğumuzda, heyecana ihtiyaç duyduğumuzda veya bir duygu ya da düşünceden kaçmak istediğimizde neyi arzuluyoruz? İş, alışveriş, seks, yemek veya bilgisayar oyunları olabilir, aklımıza ne geliyorsa kendimize dürüst olacak şekilde cevaplayalım. Sağlıklı olduğunu düşündüğümüz bağımlılıklarımız da olabilir tabi: saatlerce çalışmak, egzersiz yapmak ya da az yemek yemek gibi.

2. Stresimle konuştum.

Kendime sordum:

  • Hangi sorunumdan kaçıyorum?

  • Bunun arkasındaki stres kaynağım ne olabilir?

Bağımlı olduğum şey neyle başa çıkmam konusunda yardımcı oluyor bana? Hayatımda hangi sorunları veya zorlukları örtbas etmeye çalışıyorum?


Yaygın stres kaynaklarımız:

  • Hayallerimiz, yönümüzün veya yaşam amacımızın kaybı ya da hiç olmayışı,

  • İlişki sorunlarımız,

  • Kendimize güven eksikliğimiz ya da yetersizlik hissimiz,

  • Finansal problemlerimiz,

  • Travmatik deneyimlerimiz,

  • “Haksız" koşullarımız,

  • Aile içi yaşanan krizlerimiz olabilir.

Stresimle konuşmak, yaşamımda neyin işe yaramadığını adlandırmam konusunda çok yardımcı oldu!

3. Bahanelerimin neler olabileceğini değerlendirdim.

Kendime sordum:

  • Buna yönelmemdeki mazeretim neler olabilir?

  • Devam eden bu alışkanlığımın sebepleri neler?

"Rasyonelleştirmelerimiz" sağlıksız olan ve nihayetinde başkalarına veya kendimize zarar veren bazı eylemlerimizi veya davranışlarımızı yapmaya devam etmek için söylediğimiz bahanelerimiz değil midir sizce de? Yaptığımız her şeyi kimi zaman kendimize karşı, kimi zaman toplum normlarına göre kabul edilebilir hale getirmeye hepimiz bayılıyoruz!


Muhtemelen seçimlerimiz ve savunmalarımız için birçok neden listeleyebiliriz. Belki de kendimize ve başkalarına bu yalanları iletme konusunda uzman olmuş bile olabiliriz!


Size de tanıdık gelebilecek birkaç bahanemiz:

  • Ama kimseye zarar vermiyor.

  • Sadece bugünlük/ bu seferlik.

  • Çok da büyük bir sorun değil bence.

  • Başkalarının alışkanlıkları kadar kötü değil.

  • Yarın değiştireceğim bu durumu, gerçekten bu son.

  • Ne zaman istersem durabilirim aslında, biliyorum.

Mazeretlerimizin farkında olursak, bu durum bir kez daha yaşandığında kendimizi kandırma dürtümüz devre dışı kalacaktır! İç ses: "Kandırma kendini hadi, gelmiyorum artık bu oyuna!" diyecektir.

4. “Kayıp ve Kazanç Olarak Gördüklerim Neler?” kağıda döktüm.


Yazdım ve listeledim:

  • İnkar etmemin bana mevcut zararları neler?

  • Hayatımı geri kazanmanın kazançları neler olabilir?

Bağımlılıklarımızın yansıması olarak bir çok acı verici ve zararlı yan etkiye maruz kalırız. Etkilerine ilişkin gerçek bir bakış açısı elde etmek için, devam eden davranışımızın tüm olumsuz sonuçlarının bir listesini yapabiliriz! Değer verdiğimiz bir şeye - belki ailemiz, sağlığımız, işimiz ve gerçek arkadaşlarımız - nasıl bunun neticesinde zarar verebileceğimiz ya da mevcutta zarar verdiğimizi not edebilir ve bunların "açıkça farkına" varabiliriz.


Hayatımızı geri kazanmanın faydalarını kabul etmek de aynı derecede önemlidir! Artık bağımlılığımızın kölesi olmamanın avantajları neler olabilir? Bağımlılıklarımızdan arınarak duygusal, fiziksel, finansal ve daha pek çok şekilde nasıl fayda sağlayabiliriz?


Yeniden kazanabileceğiniz her şeyi ama her şeyi düşünelim!

5. Nöroplastisiteden faydalandım.

Bir bağımlılıktan kurtulmak istiyorsak düşüncemizde, duygumuzda ve davranışımızda büyük değişiklikler yapmamız gerekiyor. "Nasıl olacak bu?" dersen yeni düşünce ve davranış kalıplarını benimseyerek, farklı sinir ağlarını işleterek, beynimizdeki yeni bağlantılar ve iletişim yollarında değişiklikler yaratarak yapacağız bunu! Herhangi bir tedavi yöntemi herkes için geçerli olmasa da, şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki nöroplastisite çoğumuz için her zaman fayda sağlayacaktır. Daha detaylı bilgi sahibi olmak istersen bu konuya ilişkin yazımı ve bana iyi gelen yolları paylaşıyorum!

https://www.100thmonkey.co/post/nöroplastisite-beynini-yeniden-şekillendir

6. Günlük minimum 10 dakikalık meditasyon yaptım.

30 gün boyunca, ne olursa olsun 10 dakika meditasyon yapmayı taahhüt edebiliriz kendimize! Düşüncelerimizi gözlemlemeye çalışırken ortaya çıkan duygularımızı izleyebiliriz. Zihnimiz her zaman aşinalıktan yana hareket eder ve sinirsel bağlantıyı değiştirmeye çalıştığımızda protesto eder hale de gelebilir bizi. Bu yüzden "zaman ve istikrar" ile bunu başarabiliriz! Duygumuzu tetikleyen düşüncelerimizin döngüleri hakkında çok değerli geri bildirimler alarak bilinçli hale geçeceğiz!

7. Beslenmeme dikkat ettim.

"Bağımlılıkla beslenmenin ne alakası var şimdi?" diyebilirsin. Ama inan beslenmenin bağlantılı olmadığı hiç bir konu yok, kendimden biliyorum! "Serotonin" gibi nörotransmiterler öncelikle bağırsakta yapıldığından, sağlıklı bir beyin için besinler en büyük terapi haline geliyor! Yeni bir alışkanlık üzerinde çalışırken, süreci desteklemek için beynimizi doğru beslenmeyi sağlamak da çok çok önemlidir.

Ve her şeyden önemlisi; unutma ki yalnız değilsin! Durumun çözülemez değil, ve sen yalnız değilsin.


Sağlıksız seçimlerimiz konusunda yönelimlerimizin arttığını hissettiğimizde ve hayatımızı daha iyi hale getirmediklerini kabul etmeye hazır olduğumuzda, değişime doğru adım atmaya artık başlayabiliriz! Kabulle gelen dönüşüm, yine ve yine başlangıç noktamız olacaktır.

Bazen cevapları hemen bilmek isteyeceğiz, hem de hepsini ama bana kalırsa bağımlılığımızı bırakmak veya hayatımızdaki sorunları düzeltmek için "tüm cevaplara sahip" olmayı beklememiz gerekmiyor. Sadece öğrenmeye, kendimize yardım etmeye ve yardım istemeye açık olalım.

Hayatımızı kontrol eden her şeyden, bağımlılıklarımızdan arınmamız için bugün o adımı atalım!

Ne olur şunu unutursak da hatırlatalım kendimize: Sorun diye düşündüğümüz her ne varsa hepsi geçici (şu anda sana geçmeyecek gibi gelse de) ve belki de en önemlisi, hayatımız her zaman ve her an zevk duygusunu tadacağımız bir yer değil. Hele ki "mükemmel olmamızı" düşünmeyi gerektirecek bir yer hiç deği!

Shakespeare’ ın de dediği gibi:

“Dünya bir sahnedir.

Ve tüm erkekler ve kadınlar da birer oyuncu,

Girerler, çıkarlar

Ve bir çok insan birçok bölüm oynar kendi zamanında.”


Kaynak: Ken Keyes Jr.

  • Siyah Instagram Simge