Beden İmajımı Şekillendiren Kim?

Bizler sosyal varlıklarız. Hayatta kalmak ve soyumuzu devam ettirebilmek için birbirimize güveniyoruz! Bu bağlantı, etkileşimlerimizi fizyolojik ve psikolojik olarak çok ama çok önemli kılıyor. Dolayısıyla toplumun bizi nasıl algıladığının bizi birçok düzeyde etkilemesi aslında hiç de şaşırtıcı değil.

Bana kalırsa endişe verici olan kısım, günümüzde toplumun bedenlerimizi nasıl algıladığı ve akabinde kendi bedenlerimizi nasıl algıladığımız kısmıdır:

  • Vücudumuzu görsel olarak nasıl algılıyoruz?

  • Fiziksel görünüşümüz hakkında nasıl hissediyoruz?

  • Vücudumuz hakkında nasıl düşünüyor ve kendimizle nasıl konuşuyoruz?

  • Başkalarının vücudumuzu nasıl gördüğüne dair algımız ne?

Nasıl göründüğümüz, muhtemelen geçmişten günümüze hiçbir zaman diliminde ya da döneminde bu ölçüde toplumsal bir öneme sahip olmadı veya algıladığımız öz değerimize bu denli çok yansımadı.

Beden imajı oluşturmamız hem içsel (kişisel) hem de dışsal (toplumsaldır) etkenler ile şekillenmektedir. Özellikle "medya", giderek nasıl görünmemiz gerektiğine dair güçlü görüşler yansıtan, bireyler olarak genellikle bilmeden veya bilerek doğruladığımız, takip ettiğimiz ve kullanmayı sürdürdüğümüz bir platform haline geldi.


Başkalarının mükemmel görünüşlerine o kadar çok bakmaya başladık ki aynı idealize edilmiş özellikleri kendimizde bulamayınca, kendimiz hakkında kötü hissetmeye başladık.

Bu bir döngü haline geldi. Hoşnutsuz halimiz, eleştirel iç sesimiz susmadı, sesini bir kez olsun kısmadı. Birbirini besledikçe devleşti içimizde. Nasıl göründüğümüze delicesine odaklanmamız olumsuz beden imajları oluşturmamıza sebebiyet verdi. Hoşnutsuzluğumuz büyüdükçe kilo veya vücut kontrol davranışlarımız da uçlarda olmaya başladı:

  • Akıl almaz diyetler yaptık.

  • Aşırı egzersizler için kendimizi zorladık.

  • Yeme bozuklukları yaşadık.

  • Aşırı veya gereksiz plastik cerrahi işlemler yaptırdık.

  • Kas inşa etmek için zararlarını bile bile steroid kullandık.

Çoğumuzun taklit etmesi genetik olarak imkansız olan gerçekçi olmayan güzellik görüntülerine öyle çok maruz kaldık ki delice onlar gibi olmak istedik.


Aynı şey, ünlü sporcular ve erkek fitness modelleri aracılığıyla toplumumuzdaki erkeklerimiz için de geçerlidir. Çoğu yasadışı steroidler olmadan elde edilmesi imkansız görüntüler olmasına rağmen, yine de bize bu ulaşılamaz bedenlerin normal, arzu edilir ve ulaşılabilir olduğu söylendi. Suçlu kim? Medya, toplum, ailemiz, dostlarımız.. Ne önemi var? Suçlu aramak ve onu bulmak çözüm getirmiyor ne olur bunun farkında varalım ve kabul edelim.

Bu "kabul noktası"na ulaşmamız bireysel gelişimimize ve kendimizi kabul etmeye karar vermemize paralel olarak gelişecektir. Bu önemli kabul ve denge haline ulaşmak için atabileceğimiz birkaç adım var!

  • Vücut tipimizi değiştiremeyeceğimizin farkına varalım: ince, büyük, kısa veya uzun, sahip olduğumuz şeyin benzersizliğini takdir etmemiz ve onunla çalışmamız gerekir.

  • Kendimizi başkalarıyla karşılaştırmayı bırakalım: Biz eşsiziz ve kendi vücudumuzun ihtiyaçlarını ve yeteneklerini başka biriyle karşılaştırarak anlayamayız!

  • Hareket etmeyi, sporu, fiziksel aktiviteleri vücudumuzun tadını çıkarmamız gerektiği için değil, bizi iyi hissettirdiği için yapmalım: Yürümek, yüzmek, bisiklete binmek, dans etmek - hepimiz için bir şeyler var!

  • Yiyecek, aktivite ve vücutlarıyla sağlıklı ilişkisi olan insanlarla bu dönemde daha çok zaman geçirelim.

  • Benlik saygımızın görünüşümüze ne derece bağlı olduğunu içimizde sorgulayalım: Mutluluğumuzu nasıl göründüğümüze dayandırdığımızda ve bu durum başarısızlıkla ve hayal kırıklığıyla sonuçlandığında gerçek mutluluğu bulmamızı engellemeyle sonuçlanacak. Bunun koca bir yalan olduğunun farkına varalım!

  • Beden imajı, kültürel farklılıklar veya medya etkisi hakkında okuyarak sağlık ve güzellik konusundaki bakış açımızı genişletelim: Çağlar boyunca ve farklı kültürlerde çeşitli vücut tiplerini gösteren güzel sanat koleksiyonlarına özel önem veren yerel bir sanat galerisine de göz atabiliriz!

  • Ayrımcılık gözetilen yaklaşımlarda bulunulması, gözlemlediğim kadarıyla hepimizin hassasiyet gösterdiği ve karşısında duracağı bir konu haline geldi. Beden önyargısının da diğer ayrımcılık biçimlerine benzer bir ayrımcılık biçimi olduğunu kendimize hatırlatabiliriz.

Ait olduğumuzu, kabul edildiğimizi veya daha fazla ve daha farklı bir şey olmamız gerektiğini hissetsek de hissetmesek de, kendimize nasıl davrandığımız ve algıladığımız konusunda toplumumuz her zaman bir rol oynayacaktır.


Buna olumsuz anlamda maruz kalmamak bizim elimizde. Evet, dış görünüşümüze yatırım yapmak hakkımızdır. Ama unutmayalım ki güzelliğimizi nasıl tanımladığımız bizim seçimimiz - o sadece aynadaki yansımamız değil, bütünümüzden oluşur.


Bedenlerimiz hakkında gerçekçi bir algıya sahip olduğumuzda, olduğumuz kişi olmaktan zevk aldığımızda, bunu kabul ettiğimizde ve kutladığımızda, toplum ve medya tarafından bitmek bilmez olumsuz koşullanmalardan kurtulmayı seçerek her birimiz olumlu bir beden imajına sahip olacağız. Daha fazla onun, bunun, koşulların, düzenin değişmesini bekleme. Bugün bunun için sen üzerine düşeni yap lütfen, kendin için, bizim için!


Çünkü sen iyiysen ben de iyiyim!