Dünyaya Sun, Dünyanın Sana İhtiyacı Var

Bazen aynada gördüğüm genç kadını tanıdığımı ama yaşamadığımı hissediyorum. Birçok şeyi vaat eden birine, dünyaya sunacak birçok şeyi olan birine benziyor. Korkusuz ve cesur görünüyor. Ama biraz da endişeli gibi. Endişelerinden dolayı yapabileceklerini erteleyen biri.


Eskiden bu dünya için bir katkı sunmaktansa tüm eforum kendime katkı sunmak üzerine kurulu gibiydi. O zamanlar sorsanız elbette bunu kabul etmezdim, çünkü bilmiyordum böyle bir ayrılık içinde olduğumu. Ben, benim geleceğim, benim kazancım, benim başarım, benim arkadaşlarım, benim isteklerim, benim hedeflerim.. Şimdi ise bizden ayrı bir beni asla düşünemiyorum. Bu hissi duygu olarak yaşadığınızda ve his olarak tattığınızda ne demek istediğimi anlarsınız. Bunu super-human ya da çok duyarlı olduğumu düşündüğüm için asla yazmıyorum. Sadece yaşamadan anlamanın zor olduğunu bir zamanlar "biriz" kavramını anlamlı bulmayanlardan biri olduğum için, bildiğimden yazıyorum.

Eski benin dünyasındaki benin önceliklendirdiği konuların yarattığı endişenin yerini, şimdilerde ise “biz”i ilgilendiren konularda hissetmeye başladım. Bu dünya için yeteri kadar faydalı olabilecek miyim? Bu dünya için sunabileceklerimi ya gerçekten bulamazsam? Kaynaklarımı idrak edemezsem? Ya doğru seçimler yapamazsam? Her şey olurken ve yaşanırken, herkes söylenirken ve öfkelenirken ben bu gidişatın neresindeyim? Ya kendimi ve insanlığı yeterince sevemez ve besleyemezsem? Ya doğru işler ve kişilerle ilişkide olmazsam? Peki ya.. Yok mu bunun bir orta yolu? Şimdi ise “biz”im için endişelerim bitmiyor.

“Bizi yok edecekler şunlardır: ilkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlaktan yoksun iş dünyası ve insan sevgisini göz ardı etmiş bilim.” - Mahatma Gandhi

Mahatma Gandhi, zamanında günlük meditasyon yoluyla içsel gücünü oluşturmaya başlayana kadar kaygı ataklarına eğilimli çekingen bir avukatmış. Gandhi böyle bir süreçten geçmiş sen mi geçmeyeceksin Çağla diyor bir tarafım da böyle zamanlarda. Kapılma bu hislere, izin verme seni aşağıya çekmesine. Cesaret ve şiddetsizliğin en yüksek kaynağına doğrudan erişim duygusuyla, halkının onurunu ve haklarını savunmayı ve bir ulusu baskıdan kurtarmayı başaran birinden bahsediyorum size!


Siz de benim gibi endişeli süreçlerden geçiyor ve bazen bu düşünce denizinde akıntıya karşı yüzdüğünüzü hissediyorsanız, dilediğiniz gibi yol alamadığınız veya alamayacağınız korkusuyla yüzleşiyorsanız, çaresizlik duygusuyla rastlaşıyorsanız bilin ki yalnız değilsiniz.


Ama şunu da unutmayalım ki, düşüncelerimiz eylemlerimizden önce gelir. Belki kendimize bunu hatırlatmak, böyle zamanlarda faydalı olabilir. Endişelerimiz, borcumuz olmayan bir borcun faizini ödemeye benziyor. Bunu yapan biziz. Kendimizi endişe verici, zayıflatıcı düşüncelerle doldurduğumuzda, sanki bir bataklığa girmiş gibi oluyoruz ve endişelenmeyi sürdürdükçe de daha derine batmaya devam ediyoruz. Bunun kimseye bir faydası olmuyor. Hiçkimseye.


Kendimizle ve doğayla bir olduğumuzu ve ruhumuzun bizim en yüksek iyiliğimizden başka bir şey istemediğini gerçekten anladığımızda enerjinin bize doğrudan aktığını deneyimleyeceğiz! Bunu bilsem de, bazen bu endişe ve korku dolu hislerle ben de süreci uzatıyor gibi hissediyorum. Lütfen böyle zamanlarda çok güçlü varlıkları olduğumuzu tekrar tekrar hatırlatalım kendimize. İçinden geçtiğimiz bu zamanlarda bu bilgi hep cebimizde dursun.

 

Dünyanın aslında her zaman karmaşık hediyelere ihtiyacı yoktur. Bazen sunabileceğimiz en iyi şey küçük ayrıntılardır. Bugün için bir düşün, ufak ya da büyük etki yaratacak neler sunabilirsin? Her birimiz sunduğumuz şeyi keşfetmek için çaba harcarsak, sonsuz bir dalgalanma etkisi olur. Bu kaçınılmazdır.

Hepimiz yardımcı olabiliriz, hepimizin dünyaya sunacak bir şeyleri var. Sadece bir an için durup düşünmeniz gerekiyor: Dünyayı bulduğumdan daha iyi bir yer bırakmak için ne yapabilirim? Hepimizin belirli bir sorumluluğu var ve harekete geçebiliriz. Çevremizi bir şekilde daha iyi hale getirmek için ne yapacağımıza karar verme özgürlüğüne sahibiz.


Dünyanın senin gibi insanlara ihtiyacı var. Sunabileceklerinin en iyisini vermek isteyen insanlar. Fırtınanın ortasında iyi tarafı gören, sevgiyi yaymak ve başkalarını mutlu etmek isteyen insanlara ihtiyacımız var.


Dünyanın sana ihtiyacı var! Ona sunabileceğinin en iyisini vermeye çalış. Kendine güven ve içine bak, orada ortaya çıkmaya hazır harika bir şey var. Bu, diğer insanların ihtiyaç duyduğu bir şey.


Ara, bul, keyfini çıkar ve dünyaya sun!