Doğa ile Yeni Bir İlişki - Ayrılıktan Bağlılığa

Gezegenimiz başlı başına bilinçli bir varlıktır, ancak bizler ona hayatlarımızda kolaylık sağlaması için kullanılacak bir kaynak gibi davranırız. Gaia ya da Toprak Anne, ona ne ad vermek istersek isteyelim kavram aynıdır aslında – dünyaya bağlanmak.


Her şeyden önce "doğa ve biz" diye iki ayrı kavram yoktur. Çünkü biz doğanın bir parçasıyızdır. Bizler nesiller olarak, tüm yaşamla ve doğayla olan bağımızı koparmış bulunmaktayız. Bu sebeple bu bağı hissedemiyoruz artık. Sanki doğaya savaş açmış gibiyiz. İklim değişikliğinden verimli topraklarımızın kaybına, biyolojik çeşitlilik kaybından okyanuslarımızdaki ve denizelerimizdeki kirliliğe, şehirlerimizdeki hava kirliliğinden içilebilir su kıtlığına kadar.. Ve doğadan kopukluğumuzun bu sorunların en önemli nedenlerinden biri olduğuna inanıyorum.


Göz göre göre kendi sonumuzu getiriyoruz. Hepimizin doğuştan gelen bu doğal bağı hatırlamaya, bu bağı hissetmeye ihtiyacı var. Unutmayalım ki her şeye rağmen doğa affedicidir, doğa bağışlayan ve koşulsuz sevendir. O yüzden bu bağı tekrardan kurmak düşündüğümüz kadar zor değil. İlk önce bunu anlamalıyız. Çözüm, dünya görüşünün kitlesel olarak değişmesidir. Ayrılık bilincinden bağlanma bilincine geçmeliyiz.


Çünkü Dünya ayrı parçalardan oluşmuyor, tüm bu parçalar birbirine bağlı. Bir yaprağa dokunmamız bile dünyanın geri kalanıyla bağlantılıdır: kökleriyle toprağa, yapraklarıyla havaya, fotosentezini yapmak için güneşe.. ve bu döngü böyle sürer gider.


Her birimiz bu eşsiz doğanın eşsiz birer parçasıyız. Doğa ile birbirimizden ayrı düşemeyiz, birbirimizden ayrı ise hiç düşünülemeyiz!

"Unutma ki toprak çıplak ayaklarını hissetmeye bayılır; rüzgar da saçlarınla oynamak için can atar." - Halil Cibran

Bana kalırsa doğa refah içinde olmadan insanlık da refah içinde hissedemez. Hepimiz yaşam alanlarımızın kaybı ve delicesine ısınan gezegenimiz nedeniyle risk altında olduğumuzu daha da yoğun hissettiğimiz günlerden geçiyoruz. Hepimizin canı yanıyor. Dışarıda yanan ateş içimizde de yanıyor. Yanan her bir dal, sönen her bir ocak içimizde alev alev tezahür ediyor. Etkilenmemiz mümkün değil, çünkü hepimiz bağlıyız her bir zerremizle toprağa, yapraklara, her bir tohuma, böceğe, o ucu bucağı olmayan köklere.


Biyoçeşitlilik kaybı, iklim değişikliği, ortaya çıkan pandemik hastalıklarla artan riskler, önüne geçilemeyen orman yangınları gibi içinde bulunduğumuz küresel krizler doğayla aramızdaki mevcut ilişkinin koptuğunu gözüme sokarak gösteriyor. Doğayı sıklıkla kullanılacak, kontrol edilecek bir şey olarak görmeye devam ettikçe de etkisini artırarak devam ettirecek, bundan şüphem yok.


Bunu düzeltmek için doğa ile yeni bir ilişki kurmaya ihtiyacımız var. Bunu yapmak zihinsel sağlığımız ve refahımızda meydana gelen krizin üstesinden gelmemize de yardımcı olacaktır. Doğayla mevcut ilişkimizi geliştirmek, doğal dünyanın geri kalanına gösterdiğimiz özen ve duyduğumuz saygıyı da artıracak ve besleyecektir. İklim krizi ve vahşi doğal yaşam kaybının yarattığı zorluklara yanıt vermemizi sağlayacaktır.


Doğaya daha sıkı sıkı bağlandıkça ve doğanın bizimi için önemli olduğunu hissetmeye başladıkça onun iyiliği için harekete geçme sıklığımız zaten kendiliğinden artacaktır. Önce bu farkındalık ve bilince ulaşmalı, ardından eyleme geçmeliyiz. Doğa ile yeni, daha derin ve gerçek bağlarımızın olduğu bir ilişki kurarak hepimiz daha mutlu ve sürdürülebilir hayatlar yaşayabiliriz. Hepimiz huzur içinde bir yaşam sürebiliriz.

 

Doğayla yeni bir ilişki kurabilmek için neler yapabiliriz?

 

Doğayla olan ilişkimizi, doğaya bağlılığımızı geliştirmek, doğayla "basit ama anlamlı" bir ilişki kurmaktan geçer aslında. Hepsi bu! Size illaki şu hayır kurumlarına bağış yapın, şuradaki çöpleri toplayın, buralara fidan dikin demeyeceğim.


Eyleme geçmeden önce çok daha basit bir yerden başlamamız gerektiğini düşünüyorum: "hissetmek". Hissetmeden eyleme geçmenin sürdürülebilir olmadığını biliyorum. Bana kalırsa bu bağ, günlere veya aylara sığdırılmayacak, olaylarla veya durumlarla dönemsel olarak ortaya çıkmayacak, ömürlük kurulması gereken bir bağ olmalı.

Biz bu güzel, çok zeki, yenilikçi yaşam ağına aitiz. Ve her gün derinlere dalmak ve bunu hissetmek bana çok keyif veriyor!


En doğal, en saf ve en gerçek haliyle.


1. Duyular: Duyular aracılığıyla doğanın farkına varabilir ve onunla aktif olarak ilgilenebiliriz. Sadece kuş cıvıltısını dinlemek, kır çiçekleri koklamak veya ağaçlarda esen rüzgarı izlemek bile ilişkimizi bambaşka bir boyuta taşıyacaktır.


Bunun için sadece birkaç dakika sessiz kalmamız yeterli olacaktır. Kendimize, içimize ve doğaya dönmek için sadece birkaç dakika.. Bunu yapmak için bazen çimenlere uzanır ve Toprak Anne'nın kalp atışlarını dinlediğimi hissederim. Onu duydukça kendimi de duymaya başlarım. Ve aslında olanın sadece duyduğumuz sesler olmadığını, aslında iletişim halinde olduğumuzu anlarım. Bu iletişimi hissettikçe ve kuvvetlendirdikçe ona zarar vermemiz zaten imkansız hale gelecektir. Çünkü aslında birbirimizden ayrı olmadığımızı anlayacağız. Boşluktaki birlikte, sevginin ışığı altında buluşacağız.

2. Duygu: Doğayla duygusal ilişki kurabiliriz. Sadece doğadaki güzel şeyleri fark etmek, getirebilecekleri neşe ve sükuneti yaşamak ve doğayla ilgili duyguları başkalarıyla paylaşmak hem doğayla hem birbirimizle olan ilişkimize şifa niteliğindedir.


Aslında hepimiz görünenin ötesinde başka bir şeyler olduğunu derinlerimizde biliyoruz. Ama genelde baktığımızı bile görmüyoruz. Kendimize her sabah aynada baktığımızda sizce gerçekten bakıyor muyuz? Yoksa göz gezdirip geçiyor muyuz? Ben aynada uzun süre sonra gözlerimin içine ilk baktığımda anladım ki uzun süredir baktığımı zannettiğim kendime, sadece bir göz atıp çıkıyormuşum. Doğaya da bunu yapıyoruz. Bakıyoruz ama onu görmüyoruz. Onunla zaman geçiriyoruz ama onu hissetmiyoruz.


Bir ağacın altında durup, tüm duygularımızla ona bakmak öyle bir duygudur ki, gözleriniz dolar güzelliğinden, sevgisinden, şefkatinden. O dimdik ve asil duruşu ilham olur size. O sarsılmaz, sağlam kökleri destek olur yolunuzda. Sizi o içten dinleyişinden, sarıp sarmalayışından ödün vermemesi, hem de her defasında, size samimiyeti ve karşılıksız sevgiyi hatırlatır her defasında. Ve fısıldar sanki kulağınıza: "ben buradayım ve seni olduğun halinle çok seviyorum." Lütfen doğaya bakışımızı bugünden itibaren değiştirmek için adım atalım. Bakan gözlerimiz onu gerçekten görsün ve hissetsin.


3. Güzellik: Doğal dünyada güzelliği bulabiliriz. Doğadaki güzelliği takdir etmek için zaman ayırabilir ve bunu sanatımızla, müziğimizle aktarabilir veya kelimelere dökebiliriz.


En basitinden her sabah olduğu gibi evde, mutfağınızda kahvaltı ettiğinizi düşünün. Şimdi bir de yeşillikler içinde, ormanların arasında, kuş sesleri içinde ettiğinizi düşünün.. Hangisi sizi daha iyi hissettirdi? Hangisinin düşüncesi bile kalbinizi yumuşattı? Düşüncede bile iyi hissettiren orman her zaman ev sahipliği yapmaya hazırdır bize. Çünkü o yaradılıştan gelen iyileştirici, şefkatli, sevgi dolu enerjilerle doludur. Bağışlayan ve kucak açandır. Her geliyorum dediğimizde bizi yuvasına kabul edendir.


O yüzdendir ki onun güzelliği karşısında biz hep daha iyi, daha huzurlu, daha mutlu, daha dingin hissederiz. Çünkü o toprak annedir. Ve toprak anne her zaman karşılıksız sever. Onun güzelliğini görmek ise bize kalır. Lütfen gözlerimizin gördüğü bu güzelliği takdir edelim ve ona minnettarlığımızı sunmaktan hiç bir zaman bıkmayalım. Bunu sözümüze, sesimize, yazımıza, müziğimize dökelim. Hem kendimizi hem çevremizi bunun bir parçası yapalım!

4. Anlam: Doğanın hayata nasıl anlam kattığını keşfedebilir ve ifade edebiliriz. Şarkılarda, hikayelerde, şiirlerde ve sanatta doğanın nasıl göründüğünü keşfetmek ya da doğanın işaretlerini ve döngülerini kutlayabiliriz.


Kendimden yola çıkacak olursam yolda önüme düşen kuş tüylerini her zaman toplarım, benim için bırakılmış bir işaret, mesaj gibi algılarım. Ya da gün doğumları ve gün batımları çok kutsaldır benim için. Gün doğarken kalıp onu selamlar, gün başlamadan, şehrin sesi yükselmeden, o sükunette ona minnettarlığımı sunarım. Bu duyguları anlatmak zor ama hissetmek muazzam. Dilerim doğayla bu eşi benzeri olmayan ilişkiyi kurmanızda bir katkım olabilir ve bu duyguları siz de yaşayabilirsiniz bir ömür.

5. Merhamet: Doğayı önemseyelim. Sadece doğa için neler yapabileceğimizi düşünmek ve doğaya uygun evler yapmak, doğayı koruma amaçlı hayır kurumlarını desteklemek, alışveriş alışkanlıklarımızı yeniden düşünmek ve tüketim eğilimlerimizi yeniden düzenlemek gibi doğa için katkı sağlayacak eylemlerde bulunabiliriz.


Her zaman yanan ışığın fazlası beni çok rahatsız etmiştir. Çevremle de çocukluğumdan beri bu nedenle çok tartışmışızdır. Çünkü uyarmadan geçemem ve bazen uyarılarım rahatsız edici olmuştur. Ama buna karşın öz eleştiri yapacak olursam, ben de su kullanım şeklime dikkat etmeyen bir tüketiciydim. Duş alırken boşa akan litrelerce su, yediğim yemeğin tabağını sudan geçirirken açık kalan musluk suyu çok da umrumda olmazdı. Ama artık tehlikenin farkındayım ve kendi hatalarımı görmekten ve ders çıkarmaktan, değişmekten, eyleme geçmekten başka yolum yok biliyorum. Artık çok daha dikkatli ve bilinçli bir tüketiciyim.


6. GAIA'nın yeri: Bir GAIA yeri, dünyayı ve yaratımlarını gözlemleyebileceğin bir yerdir. Kapına yakın bir yer seçebilirsin, böylece ulaşmak ve sık sık ziyaret etmen kolay olacaktır. Sadece bir ağacın olduğu bir yer veya çalılarla kaplı bir duvar olabilir. Benim GAIA yerim bahçede duran eski, yılları devirmiş, bilge zeytin ağacımdır.


Seçtiğin bu yerde her gün vakit geçir. Sadece orada oturabilir, bir kuş veya bir böceği izleyebilir ya da sadece ilham alabilirsin. Ve bir süre sonra, daha önce fark etmediğin şeyleri fark etmeye başlayacaksın. Bu zeytin ağacı altınca çok kez derinlerime inmiş, düşünmediklerimi düşünmüş, hissetmediklerimi hissetmişimdir. Onlarca kuş öterken seslerini birbirlerinden ayırt etmiş, hem yağmur sesini hem yan komşunun bahçede havlayan köpeğini aynı anda duyabilir, hem rüzgarın tenine değerken yarattığı duyguyu hissedebilirsin. Ve bunlar olurken hem kendinle hem doğayla derinlemesine bir bağ kurabilirsin. Kendini derinden tanı. Doğayı derinden tanı.

 

Doğa için, kendim için, senin için, bizim için değişmek zorundayım. Değişmek zorundayız.


Doğaya olan sevgimiz sonsuz, sınırsız olmalı. Ben buna inanıyorum ve bunun için çabalıyorum.


Tüm bu zenginliklere, tüm bu akıl almaz mucizelere iyi bakalım.


Kısacası, insan olarak doğanın aslında bizim hikayemiz olduğunu artık anlayalım!