Egonun İllüzyonu

”Artık kendime dayanamıyorum." diye başlıyor Eckhart, “Zihnimde tekrarlanıp duran düşünce buydu.” diyor. "Sonra birden bunun ne kadar garip bir düşünce olduğunu fark ettim. Ben bir miyim, yoksa iki mi? Eğer ben kendime dayanamıyorsam, o halde ben iki kişi olmalıyım: 'Ben' ve dayanamadığım 'kendim'." , "Belki," diye düşündüm sonra, "bunlardan sadece biri gerçektir.” diye devam ediyor satırlarına.

Eckhart Tolle' yle 4 sene önce tanışmıştım. “Ben” ve “bir diğer kendim olan ben” fikri beni oldukça düşündürdü. Çünkü bu ikiliği ben de kendi içimde yaşıyordum. “Karar veren ben”e içimde “Ya doğru kararı vermediysen?” diye karşı çıkan bir başka ben vardı. Ya da “Seven ben”e “Ya yanlış kişiyse?” diyen bir başka ben.


Karar veren bendim. Peki bu karşı koyan, kafamı karıştıran, ardı arkası kesilmeyen sorular soran, çıkarımda bulunan kimdi o zaman? Egom muydu? Beni rahat bölgemde tutmak için elinden geleni yapan egom benim iyiliğimi mi istiyordu sahiden?

Eckhart’ a göre bizler "sahte olanı sahte olarak görüp tanımadıkça", onun biz olmadığını idrak etmedikçe hiçbir kalıcı değişim ya da dönüşüm gerçekleşemez ve biz sonunda daima illüzyona ve acıya geri düşeriz.


Evet, içimizde "sahte olan bir benlik" var ama bu sahte kimliğimizi kişisel bir soruna dönüştürmememiz de mümkün. Zihnin esaretinden kendimizi kurtarabilmemiz, aydınlanmış bilinç haline varabilmemiz ve onu günlük yaşamımızda sürdürebilir kılmamız mümkün.

Ayrılık İllüzyonu

Zihnimiz bizim kendimizle, diğer insanlarla, doğayla, Yaradan ile aramıza girer. Kendimizin “diğerlerinden" tümüyle ayrı olduğuna inandırılırız. İşte bu "illüzyonun ta kendisi"dir. Belki de en kötülerinden biridir. “Ayrılık illüzyonu”. Olan herkesle ve her şeyle ayrılık hali.

“Ben ve onlar” olarak kategorize ederken buluruz kendimizi. Oysaki aslında ayrılık diye bir şey yoktur, sadece “bir olma” hali vardır. Bunu ilk duyduğumda ben de anlam verememiştim. “Tanımadığım insanlarla nasıl bir hissedebilirim ki?” Hatta tanıdığımız insanlarla bile bu noktada buluşamadığımızı düşündüğümüzde kulağa oldukça anlamsız ve zor geliyor.

Ama kalbimizi açtığımızda, zihnimizin illüzyonlarından, doğru bildiğimiz tüm yanlış öğretilerden arındığımızda, bize ait olmayan her bir düşünce, davranış ve duyguyu birer birer bırakmaya başladığımızda, evet oraya varabiliyoruz! Bunu tüm kalbimle hissetmiş ve oraya varmış biri olarak, bana güvenebilirsiniz.


Şimdi ise bu birlik halini iliklerime kadar hissediyorum. Sokakta çiçek satan teyzemden, dolmuşa binip sohbet ettiğim yanımda oturan amcaya kadar, tanıdığım tanımadığım herkesle bu birlik halini hissediyorum. Onunla kendim arasında hiçbir fark görmüyorum. Tek hissiyatım saf sevgi, samimiyet ve birlik hali.

Bizler bu yeryüzünde var olan her şeyle sıkı sıkıya bağlıyız. Bunun için gözle görülür halatlara ihtiyacımız yok ki. Görülmez iplerle bağlıyız biz birbirimize! Bizler ayrılık illüzyonunun oyununa geldiğimiz için hissetme, beraber var olma ve birbirimizden beslenme halinden kendimizi mahrum bırakıyoruz. Bunca ayrılık ve aykırılık içinde mutlu, hakiki bir hayat sürmemiz ne kadar mümkün?

Geçmişimiz olmadan biz kimiz?

Eckhart Tolle “düşünmeye son verdiğimizde bizim de var olmayacağımıza inandığımız” gerçeğinin altını çiziyor. Çok da haksız sayılmaz.


Büyürken kendimizle ilgili, kim olduğumuzla ilgili "zihinsel bir imaj" oluşturuyoruz. Bunda ailemizin, arkadaşlarımızın, toplumumuzun, kültürümüzün katkısı yadsınamaz bir gerçek. Birçok etken bulunuyor kişisel imajımızı şekillendiren. İşte buna "hayalet benlik, ego" diyor Eckhart.


Ego zihin faaliyetinden oluşuyor ve ancak kesintisiz düşünmeyle kendini sürdürebiliyor. Ego terimi herkes için farklı bir anlam ifade edebilir. Mesela benim için ego, kendini diğerlerinden üstün gören, kendini fazla beğenen, önemseyen, önce ben diyen, ön plana hep kendini koyan insan modelini temsil ediyordu. Oysaki egonun çok daha kapsamlı bir anlamı varmış: “Zihinle bilinçsizce özdeşleşme” sonucunda yaratılan “sahte bir benlik”.

"Düşüncelerimizi ve duygularımızı bilinçli bir farkındalık alanından gözlemlemeyi öğretmek yerine, bize düşüncelerimiz ve duygularımız olduğumuz öğretilir. İşte bu, egonun en büyük yalanıdır."

Ego için “şimdiki an” yoktur. Geçmişi ve geleceği önemli görür sadece. Nasıl ki zihnimiz geçmişteki pişmanlık ve muhakemelerimizle, gelecek kaygılarımız ve planlarımızla doluysa, ego da öyledir. Zihnimizin geçmiş - gelecek bağımlılığında dümenin başında ego vardır.


Egosal zihnimiz "geçmişi canlı tutmak"la ilgilenir, ne de olsa "geçmişimiz olmadan biz kimizdir ki?" Rahat olma, olduğumuz mevcut halden kurtulma, doyum ve hazza ulaşma, daha tatmin edici bir hayat yaşama arzularımızın peşinden giderek sürekli olarak geleceğe yönelik hareket eder. "Bu olduğunda ben iyi, mutlu, huzurlu olacağım." der. İşte bu kocaman bir yalan!


Egomuz mevcut kimliklerimize o kadar bağlanır ki, herhangi bir değişim biçimi, varoluşu için bir tehdit haline gelir. Egomuz için rahat olanın dışına çıkmak tehlikeli gelebiliyor. Egomuz başarısızlıktan korkuyor. Yargılamaktan korkuyor. Değişimden korkuyor. Büyümekten korkuyor. Genişlemekten korkuyor. Çünkü değişmek bir zamanlar olduğumuzu sandığımız bir parçayı serbest bırakmak demektir.


Ve belki de en önemlisi, egomuz, bahanelerimizin üzerine çıkmamızdan ve sınırsız varlığımıza tam anlamıyla adım atmayı seçtiğimiz o günün gelmesinden korkuyor!

Egomuzu tanımak ve yüzleşmek için neler yapabiliriz?

  • Elini kalbine koy ve sor kendine : “Şu anda içimde ne olup bitiyor?” Bunu aklına geldikçe her an, her gün yap. Egonun sesini kıs. Zihninin sesini kıs. Kalbinin sesini dinleyen ol sen. Zihninin oyununa gelme. O yok sayacak, kurtulmak isteyecek belki. Hem de bunu ustaca yapacak. Ama gelme onun oyununa sen.

Bu soruyu sorduktan sonra analiz etmeden, yargılamadan, sadece dinleyerek, sadece izleyerek peşinden git. Bize doğru yönü gösterecek olan buradan gelen cevaplar olacaktır! Bizleri hakikatimize götüren yol bana kalırsa buradan geçiyor.

  • Gün içinde "Ben" kelimesinden sonra söylediğin her şeye dikkat et, gözlemle. Egona tanıklık et.

Yapmakta olduğumuz şeyleri uzun süredir yaptığımız için, kendimizi bu bakış açısıyla gözlemlemek size de oldukça şaşırtıcı gelebilir.

  • Tetikleyici egonla tanış! Tetikleyici egomuz duygusal tepkilerimizden oluşur aslında. Örneğin: Kız kardeşin, kalabalık bir sofrada “Yorgun görünüyorsun bugün.” diyor. Alaycı bir şekilde yanıt veriyorsun: "Elbette yorgun görünüyorum. Haftada 60 saat çalışıyorum ve bir çocuk yetiştiriyorum. Senin ise tonlarca boş zamanın olması güzel olmalı. Endişelenme, bir dahaki sefere dergiden çıkmış gibi gelirim." Kız kardeşinin tarafsız bir şekilde söylediği: "Yorgun görünüyorsun bugün."dü sadece. Egonun duyduğu şey ise: "O her zaman çok kaba ve seni küçümsüyor. Çünkü hayatın boyunca sana özendi."

Buna benzer örnekler eminim hepimiz yaşamışızdır.

  • Üstesinden gelmeyi düşündüğün, rahat bölgenin dışındaki bir görev veya aktivite hakkında düşün. Ego seni geride tutmak için hangi mazeretleri dile getirdi? Egona bir isim tak. Egomuzu adlandırdığımızda, egoyu kendimizden ayrı görmek için çok güçlü bir adım atarız! "Ben sen değilim!"

Ne sıklıkla geliyorsa, bir o kadar da çabuk gittiğine şaşıracaksınız.

  • Bir de bana kalırsa kendimizi çok fazla ciddiye alıyoruz. Bunların başında ben de geliyordum. "Benim hayatım, benim geleceğim, benim ilişkim, benim kariyerim, benim mutluluğum.. Ben, ben, ben.." Kendimi asla ben merkezli biri olarak tanımlamazken bu "ben oyununun" tam da içinde buldum kendimi.

Kafamızdaki sese bir çocuğun maskaralıklarına gülümsediğimiz gibi gülümseyebiliriz! Eckhart' a göre bu bizim artık zihnimizin içeriğini o kadar da ciddiye almadığımızı, çünkü artık benlik duygumuz zihnimize ve egomuza dayanmadığını gösteriyor. Hepimiz biraz çocuk olalım, çocuk hissedelim!

Zamanla sadece egomuzun farkında olmayacak, egomuzun hangi durumlarda tetiklendiğini de bileceğiz. Bu genişletilmiş farkındalık, egomuzun ötesini görmemize ve özgün benliğimizle daha uyumlu bir yanıt seçmemize olanak tanıyacak!


Ego, bizi rahat bölgemizde tutmak için elinden geleni yapacaktır. Kafamızdaki bu ikna edici ses (yani egonun sesi) neden işlerin şeklini değiştirmememiz gerektiğine dair her türlü ikna edici argümanla ortaya çıkacaktır. Ama ben bu sese inat, hepimizi egomuzla yüzleşmeye davet ediyorum! Bahsettiğim şey egodan kurtulmak değil asla, egonun yarattığı illüzyonlarla yüzleşmek.


İllüzyonun panzehiri, "gerçek benliğimizle yüzleşmek"ten geçiyor. Onaylanmış düşünceler, inançlar ve davranışlar dışında kalan ve reddettiğimiz her şeyi hatırlamaya davet ediyorum seni. Kulağa basit gelse de hayatlarımız üzerindeki etkisini anlamını çok isterim!


Egonun "bizi savunmak" için söylediği yalanlara inanmayalım artık. İllüzyon içinde yaşadığımız yaşamlarımızı devam ettirmeyelim artık. Egomuzun bizim için karar vermesini sağlamak yerine, nasıl hissettiğimizi, ne düşündüğümüzü ve nasıl tepki vereceğimizi kendimiz seçelim artık!


"Güvendeyim ve kendimi egomdan ayrı olarak deneyimlemek için yeni bir yol seçiyorum!"


Kaynak: Eckhart Tolle