En Uzun Sinir: Vagus

"Vagus siniri" sağlığımızda çok önemli bir rol oynar ve biz bundan bir haber yaşarız. Ta ki sağlığımız alarm verene kadar. Mideme ilişkin sağlık problemleri yaşamasaydım ben de bedenimin işleyişini bu denli merak edeceğimi zannetmiyorum. Ama zamanla anladım ki, içinde yaşadığım bu bedeni tanımadan ve ona iyi bakmadan iyi hissetmem de mümkün değil. Gelin birlikte tanımaya çalışalım. Sağlığımızı böylesine etkileyen vagus siniri nedir ve işleyişimizi nasıl etkiler? Neden son zamanlarda herkes vagus siniri hakkında konuşuyor?


Vagus, Latince “dolaşma” anlamına gelen bir terimdir ve vagus siniri hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek, adı o kadar anlamlı olacaktır hayatlarımızda. Vagus siniri, otonom sinir sistemimizin en uzun siniridir. Beyin sapımızdan sindirim sistemimize kadar uzanır. Yol boyunca, vücudumuzun hemen hemen her ana organına ulaşır. Beynimizden kalbimize, akciğerlerimize, yemek borumuza, midemize, pankreasımıza ve ince bağırsaklarımıza giden bir bilgi yolu gibidir.

Vagus siniri otonom sinir sistemimizin - vücut süreçlerimizi bilinçli bir çaba olmadan, kendiliğinden düzenleyen sistem - bir parçası olduğu için kritik vücut fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemli bir rol oynar: kalp atış hızımız, kan basıncımız, terlememiz, sindirimimiz ve solumamız bunlardan birkaçıdır.


Otonom sinir sistemimiz “sempatik sinir sistemi ve parasempatik sinir sistemi” olarak ikiye ayrılır.

  • Sempatik Sinir Sistemi: daha çok vücudumuzun "savaş, kaç, don" yanıtı olarak bilinir. Her zaman tetikte olan sempatik sinir sistemimiz bu süreçte canlanır, adrenalin ve stres hormonu olan kortizolü vücudumuza salgılar. Detaylı bilgi için bu yazımı okuyabilirsin: https://www.100thmonkey.co/post/savaş-kaç-ya-da-don

  • Parasempatik Sinir Sistemi: genellikle "dinlenme ve sindirme" sistemi olarak adlandırılır. Otelin açık büfesinde kendimizi şımartmak ve ardından havuz kenarında güneşin altında dinlenmek istediğimiz zaman gibi düşünebiliriz.

Bu sistemlerin her ikisi de oldukça önemlidir, ancak yeterli özeni göstermezsek, iyi bakmazsak yanlış çalışabilir, dengesizleşebilir ve hayatımızı baştan sona olumsuz etkileyecek sağlık sorunları yaratabilirler. Ve inanın bu hayat kalitemizi alt üst edebilir.


İlginç bir şekilde, "duyguların yönetimi ve işlenmesi" de vagus siniri aracılığıyla gerçekleşir! Bu duyusal lifler, organlarımızda neler olup bittiğini beynimize bildirmekten büyük ölçüde sorumludur. Kalp, bağırsak ve beyin arasında bildirim gerçekleşir. Bu durum, yoğun zihinsel ve duygusal durumlara karşı neden genellikle güçlü bir "içgüdüsel tepkiye" sahip olduğumuzu da açıklar nitelikte değil mi sizce de?

  • Vagus Siniri Hasarı

Vagus çok uzun olduğu ve birçok alanı etkilediği için vagus siniri hasarının bir dizi semptomu olabilir: olağandışı kalp atış hızı, anormal kan basıncı, mide asidi üretiminde azalma, inflamasyon (iltihaplanma), mide bulantısı ya da kusma, karın şişkinliği veya ağrı. Uzmanlar, vagus sinirindeki hasarın da gastroparezi adı verilen bir duruma da neden olabileceğine de inanıyor. Bu durum, midenin düzgün bir şekilde boşalmasını önleyen sindirim sisteminin istemsiz kasılmalarını etkilediği anlamına geliyor. Sahip olabileceğimiz semptomlar, sinirin hangi kısmının hasar gördüğüne de bağlıdır.


Biz vücudumuzun rahatladığı ve beynimizin "dinlen ve iyileş" modunda olmasını istiyoruz! Beynimizin stres altında nasıl çalıştığı hepimiz deneyimlemişizdir. Modern yaşam ne bize ne de vagus sinirimize karşı nazik değil ne yazık ki ve çoğumuz için vagusumuz iyileştirici işlevini kaybetmiş hale gelmiştir. Yani çoğunlukla sempatik sistemimiz baskın rol oynar ve savaş-kaç-don modunda, nefeslerimizi tutarken, çarpıntı içinde, midemizde ya da bedenimizde ağrılar hissederken halde buluruz kendimizi. Bende bu semptomların çoğunu uzun süre yaşadım, yalnız değilsin. Ama mahkum da değilsin!

  • Vagal Ton

Vagusumuzun sağlığı genellikle "vagal ton" olarak adlandırılır. Düşük vagal ton birçok hastalığa zemin hazırlarken, yüksek vagal ton ise birçok vücut sisteminin işlevini iyileştirir: daha iyi kan şekeri düzenlemesine, daha düşük kardiyovasküler hastalık riskine, daha düşük kan basıncına, mide temel ve sindirim enzimlerinin daha iyi üretilmesiyle gelişmiş sindirime, migrenlerin azalmasına ve çoğumuzun müzdarip olduğu strese karşı direcimizi oldukça yükseltmemize olanak sağlar!

  • Vagus Sinirimizi Doğal Yollarla Canlandırmamızın ve Tonlamayı Sağlamamızın Yolları Nelerdir?

1. Nefes - zihni ve bedeni birbirine bağlamanın, nasıl hissettiğimizi iyileştirmenin ve vagal tonu artırmanın en hızlı ve en kolay yollarından biridir! Tam da şu anda aldığımız nefes, kan şekerimizi, iltihaplanmamızı, bağışıklık tepkimizi ve stresli hissetmemizi artırmak veya azaltmaktan sorumludur. Nefeslerimiz hızı ve sığ mı? Yoksa dersin ve yavaş mı?

Pranayama (nefesi kontrol etmek, düzenlemek ve yaşam enerjisi olan Prana' yı bedene eşit oranda dağıtmak için yapılan solunum teknikleri) vagus sinirinin etkili bir şekilde işlev görmeye devam etmesi için temel oluşturur. İşte senin için nefes kursu sonrasında hayatıma kattığım birkaç nefes pratiği:

2. Soğuk - Araştırmalar, vücudumuz soğuğa alıştığında, "savaş-kaç-don" (sempatik) sistemimizin azaldığını, "dinlenme ve sindirim" (parasempatik) sistemimizin arttığını ve buna vagus sinirinin aracılık ettiğini göstermektedir. Buz gibi soğuk su içmek dahil her türlü akut soğuğa maruz kalma vagus siniri aktivasyonunu artıracaktır!


3. Gargara - Yetersiz uyarılmış bir vagus siniri için bir başka çare suyla gargara yapmaktır. Gargara yapmak vagus siniri tarafından ateşlenen kaslarını uyarır!


4. Şarkı Söylemek - Şarkı söylemek, rahatlatıcı dalgalar gönderir ve boğazımızın arkasındaki kasları çalıştırarak vagusu harekete geçirir. Şarkı söylemenin, aşk hormonu olarak da bilinen oksitosini artırdığı bulunmuştur çünkü insanları birbirlerine daha yakın hissettirir!

5. Mantra Söylemek - Mantra ne demek dersen, özel titreşimi olan Sanskritçe kelimeler olarak özetleyebilirim. Mantra söylerken seslerin yarattığı vibrasyonlar merkezi sinir sistemimizi sakinleştirme etkisine sahiptir. Kendi tınısı olan bu kelimelerin Türkçe’ sini bilme zorunluluğunuz yok. Kendinizi sadece titreşimlere bırakın. Başlangıçta sadece dinlemekte olduğunuz bu kelimeler, kendiliğinden dilinize dolanmaya başlayacak ve ezberlemiş olduğunuzu göreceksiniz!


Senin için sık olarak dinlediğim ve söylediğim bir mantrayı paylaşıyorum. Sen de deneyebilirsin!

https://www.youtube.com/watch?v=zU8wzllYdz4

6. Yoga ve Tai Chi - Yoga yapmak tüm vücudumuza daha fazla farkındalık getirir. Fizyolojik bir düzeyde yoga, otonom sistemi ve dolayısıyla vagus sinirini olumlu yönde etkiler. Her ikisi de vagus sinir aktivitesini ve genel olarak parasempatik sistemimizi artırır. Çalışmalar, yoganın beynimizdeki sakinleştirici bir nörotransmiter olan GABA'yı artırdığını göstermiştir. Araştırmacılar, bunu parasempatik sinir sistemindeki aktiviteyi artıran lifleri uyararak yaptığına inanıyor. Bu, özellikle anksiyete veya depresyonla mücadele edenlerimiz için de oldukça yararlıdır. Senin için bir yoga başlangıç dersi ve merak edersen Tai Chi dersi paylaşıyorum!

7. Derinlemesine incelemek istersen Vagus Sinirinin Şifa Gücünü Keşfetmek - Stanley Rosenberg kitabına da bakabilirsin!

Vagus siniri vücut mekanizmasının çok kritik bir parçası olduğu için, kendimize onun düzgün çalışmasına yardımcı olacak bir disiplini teşvik etmek çok önemlidir. Daha yüksek vagal ton ile daha iyi ruh haline sahip, daha az kaygılı ve strese karşı oldukça dirençli olacağız. Yani aslında sağlıklı bir vagus, mutlu olmamızın, dirençli olmamızın, iyi kararlar vermemizin ve sağlıklı olmamızın anahtarıdır.


Sağlığımızı ve mutluluğumuzu kontrol etme yeteneğine hepimiz sahibiz! Gelin bu yeteneğimizi kullanarak bize verilmiş bu bedenleri en iyi şekilde kullanarak, ona en iyi şekilde bakarak, en iyi hayatlarımızı yaşayalım!


Kaynak: Chopra, Psychologytoday

  • Siyah Instagram Simge