"Gölge"lerin Gücü Adına

Diğerlerinden ama en çok da kendimizden sakladığımız bir yanımız var. Hayallerimizi gerçekleştirmemizi engelleyen, ilişkilerimizi bozan, ruhumuzu hissetmeyi unutturan yanımız. Saklamaya ve yok saymaya çalıştığımız, inkar ettiğimiz, içten içe kabul edilemez olduğunu düşündüğümüz tarafımız. Utançtan, korkudan veya onaylamamadan reddettiğimiz tüm yönlerimizi kaplayan, bilinçdışı zihnimiz, "gölge" yanımız.

Gölge yanımız ruhumuzun derinliklerindeki görünmez yuvasından, hayatlarımız üzerinde muazzam bir güç kullanır. Neyi yapıp neyi yapamayacağımızı, karşı konulmaz bir şekilde neye doğru çekileceğimizi veya kaçınmak için neler yapacağımızı belirler. Gölgemiz, tüm düşüncelerimizi, inançlarımızı ve davranışlarımızı öngören, etrafımızdakilere nasıl davrandığımızı ve kendimize nasıl davrandığımızı yönlendiren bir kahin gibidir. En “Benim öyle bir yanım yok.” diyenimizin bile hiç tanımadığı ve tanınmasına izin vermediği bir tarafı yok mu sence de?

Diğer tarafımız bilir oysa ki ve hisseder içten içe, bastırdığımız düşünce ve hislerin derinlerdeki varlığını. Ama yüzeye çıkarmak istemez, korkar keşfetmekten, korkar her biriyle yüzleşmekten. Zamanla sahtekarlar haline geliriz hakiki benliklerimizi gizleyen. Gizlemekte o kadar ustalaşırız ki taktığımız bir maske olduğunu biz bile unutur, gerçek zannederiz.


Aynaya baktığımızda gördüğümüz kişi olduğumuzu düşünürüz. Sadece beden ve zihinden oluşan bir kişi. Peki ya ruhumuz? Onun aynadaki yansımasını görmemiz mümkün mü? Görmememiz yok olduğu anlamına mı gelir?

Bu gölge yanımızı bastırdıkça, yok saydıkça tüm benliğimizi kucaklayabilmemiz de mümkün olamaz. Ve bu olmadığı zaman hepimizin en çok dilediği şeylerden biri olan “özgürlüğü” iliklerimize kadar yaşama şansını da kaybederiz. Çünkü her bir yanımızı kabul ve tasdik etmeden, olma ve seçme özgürlüğünü kazanamayız. Bizim yerimize ya bir başkası, ya bastırdığımız gölge yanımız ya da korkularımız, değersizlik hissimiz, kaygılarımız seçimlerimizi yapar. O zaman bu hayatı hakkıyla yaşamak istiyorsak, tüm benliğimize kucak açmaya gönüllü olmamız gerekiyor!

Bastırmış olduğumuz tüm duygular sadece bir koşulda zarar verici olurlar: "bastırmaya devam ettiğimiz ölçüde". Hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkarak hayatlarımızın gidişatını belirlerler. Oysa ki biz bu gölge yanımızla barıştığımızda, onu kucaklayıp benimsediğimizde dönüşüm gerçekleşecek ve tırtıl olan bizler kelebeğe dönüşeceğiz. İşte o zaman olduğumuz kişi gibi görünecek, korku içinde geçirdiğimiz hayatlarımızı doyasıya yaşayabilecek ve hatta kana kana içmek isteyeceğiz.

Aslında her birimiz sağlıklı bir “duygusal sistem”le doğduk. Kendimizi kabul halinde olduğumuz, çok sevdiğimiz, kendimizi yargılamanın ne olduğunu bilmediğimiz zamanlardan bahsediyorum. Evet, çok uzun yıllar öncesinden. Sonra çevremizden öğrenmeye başladık: nasıl davranacağımızı, nasıl yemek yiyeceğimizi, konuşacağımızı hatta düşüneceğimizi. Hangi davranışları sergilersek kabul görüp görmeyeceğimizi, sevilip sevilmeyeceğimizi öğrendik. Güvenmeyi ve çokça da korkmayı öğrendik. Tüm bunlar bizi kendimizi özgürce ifade etmekten, yaşamaktan, anımızın tadını çıkarmaktan uzaklaştırdı.

Benim için hayatın bir denklemi olsa sanırım: “SEVGİ > HER ŞEY” olurdu. Sevgi her şeyi içine alır. Kaçtığımız, yok saydığımız, gizlediğimiz her duyguyu, korkuyu, kaygıyı, utancı, öfkeyi, haksızlığı kapsar. Oysa ki biz bunun tam zıttı olarak, kötü olarak nitelendirdiğimiz tüm düşünce ve duygularımızı kabul edilemeyeceğini düşündüğümüz için bu zamana kadar ya gizledik ya da sevgisizliğimizi akıttık. "Gölge" gerçekten sadece sevgiye ihtiyaç duyan bir parçamız aslında. Yaralanmış, görmezden gelinmiş ve reddedilmiş bir parçamız.


Bir bütün iyi ve kötüden oluşurken, nefret ve sevgiden, cesaret ve korkaklıktan, karanlık ve ışıktan oluşurken neden bazı parçalarımızın bozuk olduğunu düşündük? Biri olmadan diğeri anlamsız demiyor muyduk hep?

“Tanrı üzerine yemin ederim ki, kendi güzelliğinizi gördüğünüzde, kendinize tapınacaksınız.” -Rumi

Ne olur unutmayalım, biz bir bütünün parçasıyız ve her bir parçamızla çok ama çok güzeliz! İnsan deneyimimizin bütünlüğünü kucaklamak istiyorsak, insanlığımızın bütününü sevmeyi öğrenebiliriz.

"Gölge" yanımızı keşfetmek için neler yapabiliriz?

  • Seni kızdıran, sarsan, çileden çıkaran, rahatsız eden, gizlice heyecanlandıran ya da korkutan ne olursa olsun, dikkatlice gözlemle. Her zaman yaptığının aksine yakından incele kendini, mercek altına al. Muhtemelen, hayatında sürekli ortaya çıkan kalıpları keşfedeceksin.

  • Başkaları hakkında sevdiğin ve taptığın şeyleri araştır ve oradaki gizli izdüşümlerini ortaya çıkar.

  • Kendine sürekli olarak "Ne hissediyorum ve neden?" diye sor. Kendinin değerli olduğunu düşünürken değersiz hissettiğini, kıskanç olmadığını düşünürken kıskanç olduğunu ya da rekabetçi olmadığını düşünürken oldukça hırslı hissettiğini bulabilirsin.

Hayatında bilinçsizce neye güç verdiğini bulmak için kendini yakınen gözlemle. İçten içe seni yönlendiren tüm gölge taraflarını bularak, tanıyarak ve kabullenerek her birini lehine çevirebilirsin!

Jung “Gölge sizin olmamayı tercih ettiğiniz kişidir.” der. Kendimizi gerçek anlamda yaşamamız için gölge tarafımızla, benliğimizin tüm vehçeleriyle tanışmamız, bütünleşmemiz gerekiyor. Işığımızı ortaya çıkarmak için biraz karanlığa girmemiz gerekiyor.


Sahiplenmediğimiz her bir parçamız, bizim sahibimiz oluyor. Sen de farkındasın bunun. Bu parçalarımızın bizi kullanmalarına izin vermek yerine, onların esiri olmak yerine, biz onları kullanalım. Kaçmadan, utanmadan, kendi yararımıza kullanalım. Direndiğimiz şey varlığını ısrarla sürdürmeye devam ederken, biz artık direnmeyelim!


Gölge tarafımız bizi uyandırmak için fısıldayan (ve bazen çığlık atan) bir arkadaş aslında. Bizi kendimize gerçeği söylemeye ve inkardan çıkmaya davet eden çok iyi bir arkadaş hem de. Gölge tarafımızı ortaya çıkarıp, onun da bir parçamız olduğunu kabul edelim, sahiplenelim ve özgürleşelim! Unutmayalım ki “kabullenmek” serbest bırakmanın ilk adımıdır. Serbest bırakalım ve sadece ol’alım.

Hayatlarımızı radikal bir şekilde yeniden keşfetmek, olabildiğimiz her şey olmak istiyorsak, o zaman kaçmak yerine kendimizin korktuğumuz ve utanç duyduğumuz yönlerine doğru koşalım.


Gölgende ne sakladığına bakmaya cesaretin var mı?

Hadi gücümüze, hayallerimize, ışığımıza sahip çıkalım!


Kaynak: Debbie Ford

  • Siyah Instagram Simge