Gandhi Öfkelenmez Miydi?

Buda, 2500 yıl önce Hindistan'daki bodhi ağacının altında üç ruh durumunun tüm mutsuzluğumuzun kaynağı olduğu anlayışına ulaştı: "Hatalı bilgi, takıntılı arzu ve öfke." Hepsi zor süreçler ama en güçlü duygulardan biri olan bir "anlık öfke" yüzünden, hayatlar mahvedilebilir, sağlık ve ruhani gelişim yok edilebilir.


Öfke, sinir, kızgınlık.. Adına ne derseniz deyin, hepimiz onu deneyimliyoruz. Hayatımız boyunca pek çok konuda öfkeyi bizzat yaşıyoruz: Bir seyahat esnasında diş fırçamızı yanımıza almayı unuttuğumuzu fark ettiğimiz an, bir arkadaşımızla sabah yürüyüşü için sözleşmemize rağmen tekrardan geç kaldığı an geçici ve hafif bir öfke hissedebiliyoruz.

Ya da bir dostumuzun yalan söylediğini anladığımız an hissettiğimiz yoğun öfke anlarını da deneyimleyebiliyoruz..

“Öfkeden yoksun olduğumdan değil; ama neredeyse her durumda duygularımı kontrol altında tutmayı başardım." – Gandhi

Gandhi, duygularını “kontrol altında” tutmayı başardığını söylediğinde, örneğin erkeklere büyük ölçüde duygularını göstermemeleri öğretildiği gibi -“Erkekler ağlamaz.”- duygularımızı bastırmamız ya da yok saymamız gerektiğini kastetmiyordu.


Kastettiği şey, duyguları üzerinde kontrolü olduğu, duygularının kontrolünde olmadığıdır. Zihnin dilinde, ortaya çıkan duygu ile bunu ifade etmek arasında bir "boşluk" vardır. Bu alanda, duygunun ardındaki enerjiyi nasıl ifade edeceğimizi seçebiliriz. Bu "şiddetsizlik" konusunda sahip olduğumuz çok ama çok önemli bir kapasitedir.


Korku ve öfke gibi en güçlü dürtülerimizden yararlanamazsak, değerli bir "güç kaynağımız"ı kaybederiz. Ve bize karşı kullanılabilirler; çünkü onları nerede ve ne zaman ifade edeceğimizi seçme yeteneğimiz yoksa oldukça yıkıcı olabilirler.

İnsanlar "20. yüzyılın en öfkeli insanı" dediklerinde genellikle Mahatma Gandhi'yi düşünmezler, ancak öfkenin kanalize edilmesinden gelen muazzam güçten bahsederlerse, o zaman belki akıllarına gelebilir.

Gandhi de sinirlendi. Sinirleri, öfkesi ya da kızgınlığı alınmış bir şekilde doğmadı. Ama öfkesini başkalarını incitmekten alıkoyacak şekilde yönlendirdi, bunun yerine onu sosyal kalkınma için pozitif bir güç olarak kullandı.


Biz de bu kapasiteye sahibiz! Öfkemizi, bizi kullanmasına izin vermeden seçim yapabiliriz. İçimizde doğan bu ateşi bizi yakması için mi kullanacağız, yoksa bir lambayı yakması için mi kullanacağız? Sadece kendi lambamızı değil, aynı yoldan gelen diğerlerinin lambasını da yakmasına önayak olabiliriz!

"Öfkeyi iyi için kullan. Otomobiller için yakıt neyse, insanlar için de öfke odur; ileriye doğru hareket etmeni ve daha iyi bir yere gitmeni sağlar. O olmadan zorluklara meydan okuyacak motivasyonu bulamayız. Öfke, haklıyı ve haksızı ayırt etmemiz için bizi zorlayan bir enerjidir. " - Gandhi

Gandhi şiddet ve nefrete sevgi ve bağışlayıcılıkla karşılık vererek tüm dünyayı şaşırtmadı mı? Dünya çapında değişimi yaratan yapılmamış olanı yapmış olması değil miydi? O zaman hepimiz öfkenin zehrinden kendimizi azad etmenin yollarını bulabiliriz!


Evet haksızlığa uğradığımız zamanlar oluyor, hak etmediğimiz muameleler gördüğümüz durumlara hepimiz maruz kalabiliyoruz. Buna karşılık verme, öç alma girişimlerinde bulunmamız, göze göz ilkesini benimsememiz tüm dünyanın kör olmasına yol açmaz mı? Belki öç alırız, belki içimizi gerçekten de bir anlığına rahatlatırız ama bu hikayede kazanan kimse olmaz.


İçimizden doğan bu öfkeyi nasıl yöneteceğimizi bilirsek, öfkenin gerçekten bize yardımcı olabileceğini bile öğrenebilirdik!

Ama nasıl?

Çok sevdiğim bir hocam: “Öfkeyi kabul edince artık dikkatimiz öfkede değil, öfkenin çözülmesinde olur.” der. Ne sade ve ne gerçek.


1. "Öfke Günlüğü" tutabiliriz.


Gandhi' nin torunu dedesi için yazdığı kitapta büyükbabasının ona "Öfke Gönlüğü" tutmasını önerdiğinden bahseder: "Ne zaman derin bir öfke duyacak olsan dur ve defterine dur ve duygularına kimin veya neyin neden olduğunu ve neden bu kadar öfkeyle tepki verdiğini yaz." demiştir. Böylelikle öfkemizin kökünü bulacağımızı ve ancak kaynağı anlarsak bir çözüm bulabileceğimizi öğütlemiştir hepimize.


Öfke günlüğümüz içimizdeki kini kustuğumuz, kendimizi haklı çıkarmak için kullandığımız bir araç olmaktansa, kendimizi ayrı tutup olaylara karşımızdaki tarafından bakabilmemiz konusunda başvurabileceğimiz bir yöntem olabilir. Onların bakış açısını anlayabilmek ve onları affedebilmek, öfkeliyken sakin karşılık verebiliyor olmak gerçek gücün işaretidir.


2. Öfke, "kendimizi daha iyi tanımamıza yardımcı olabilir.


Yalan karşısında yaşadığımız yoğun öfkenin dürüstlüğe ve açıklığa çok değer verdiğimizi gösterdiğini anlayabilir ve gelecekteki ilişkilerimizi bu niteliklere öncelik vererek kurmamıza olanak sağlayabilir.


Birisi bizi sinirlendiren bir şey yaptığında, kişisel değerlerimizi ve kendi kişiliğimizi öğrenme fırsatına sahip olduğumuzu unutmayalım!

Carl Gustav Jung’ un aklımdan çıkmayan bir sözü var: “Başkaları hakkında bizi rahatsız eden her şey bizi kendimizi anlamaya götürür.” Diğer insanlarda gördüğümüz ve bizde öfke uyandıran her ne ise görmek istemediğimiz, bastırdığımız, ilkel ve gölge tarafımız olabilir.

Öfke hissettiğimizde bir adım geri atalım ve kendimize neden kızgın olduğumuzu soralım. Bize söylenen bir şeyden rahatsız mıyız? Bu, diğer kişinin söylediklerinde bir miktar "gerçek" olduğu anlamına gelebilir mi? Saldırgan yorumları objektif bir zihinle düşündüğümüzde bazı gerçekler olduğunu fark edersek, bunu daha iyi bir insan olma fırsatı olarak kullanabiliriz! Yorumun gerçek bir temeli olmadığı sonucuna varırsak, onu zihnimizin “çöp” klasörüne gönderebiliriz.


Ne olur ani bir karar vermeden önce, kolay değil bazen biliyorum ama, kendimize bu değerlendirme alanını açalım!

3. Öfkemizi nasıl ifade edeceğimizi seçme gücüne sahibiz.


Öfkeli insanlar acı içinde ya da saldırgan olarak tasvir edilir, ancak bu bizim için geçerli olmak zorunda değil! Farklı tepki gösterme seçeneğine sahip olduğumuzu hepimiz hatırlamalıyız.


Öfke duygumuz bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteren bir uyarı olabilir bizim için. Ve ardından nasıl tepki göstereceğimiz ise zihnimizi ve aklımızı güçlendirme pratiğimizden geçer!

  • Şiddetsizlikte Deney: Bir dahaki sefere öfke hissettiğinizde, bir an durun ve bunun büyük bir enerji kaynağı olduğunu bilin. Bu öfkeyle ne yapmak istediğinize karar verin.

Genç bir adam olarak Gandhi bir keresinde ailesine yalan söylediğini kabul eden bir mektup yazdı. Babası onu azarlamak yerine ağladı ve ona sarıldı. Daha sonra babasının "günahlarımı gözyaşlarımla yıkamama yardım ettiğini" yazdı. Gandhi' nin torunu büyükbabası hakkında şunları yazdı: “Babası onu tokatlasaydı, utansaydı ya da odasına kapatsaydı, büyükbabam farklı bir insan olur muydu? Kızgın ya da intikamcı bir Gandhi, onun yaptığı gibi dünyayı etkileyemezdi. Belki de milyonların kaderinin kendi çocuklarımıza gösterdiğimiz sevgi ya da öfkeye bağlı olabileceğini söylemek çok fazla değildir. "


Öfke bizi ateş gibi tüketir. Yanmaya devam etmesi için sürekli olarak onu yakmamız gerekir. Enerjimizden, huzurumuzdan almaya devam eder ve her şeyimizi tüketir. Kalbimiz asla dinlenemez.


Niyetimiz ışığında, bir çözüm aramak ve sadece haklı olduğumuzu düşünmenin memnuniyetini kazanmaya çalışmadan, yanlışları düzeltmek için motivasyonumuz olarak öfkeyi kullanmak harika bir şeydir. Bence hepimiz bu niyetle ilerleyebilir, öfkeyle kalkıp yararla oturmayı seçebiliriz! Öfkemizi yönlendirebilme yeteneğimizi güçlendirdikçe, çevremizdeki insanlarda da değişiklikler olmaya başladığını fark edebiliriz!


"Öfkeni bilgece kullan, onun sevgi ve gerçek arayışında çözümler bulmana yardımcı olmasını sağla." -Gandhi


Bana kalırsa bir kişiyi onurlandırmanın en iyi yolu, her zaman en büyük başarılarını taklit etmek değil, öğretilerini en küçük şekillerde uygulamaktır.


Öfkeni bilgece kullanmaya var mısın?


Kaynak: Arun Gandhi, Mahatma Gandhi