Her Adımda Dünya

Attığımız her adımda dünyaya dokunuyoruz. Dünyanın bir parçasına dokunuyor, gökyüzününü görüyor ve ikisi arasındaki bütün mucizeler arasında var oluyoruz. Attığımız her adımın mucize olduğunun farkına varmamız mümkün mü?

Genelde attığımız her adım bir yere varmak için oluyor. Varmak, yetişmek içinde telaşı da barındırıyor. Oysaki şimdiye varmak için tek bir adımımızın yeterli olduğunun farkına varabiliriz.


Thich Nhat Hanh diyor ki: “Yürüdüğünüzün farkında olun yeter. Çünkü farkındalık aydınlanmaktır. Alıp verdiğimiz nefesin farkında olmak herkes için kolaydır. Nefes alırken nefes aldığınızın farkında olun. Bir bedeniniz olduğunun ve nefes alarak o bedeni beslediğinizin farkına varın. Ayaklarının, size yürüme keyfi yaşayacak kadar güçlü olduklarının farkına varın. Bu aydınlanmadır. Nefesinizi verirken bedeninizden ayrılan havanın farkında olun. Yaşıyor olduğunuzun farkına varın. Bu farkındalık size öyle büyük mutluluk getirebilir ki.”

Bizler için mutluluğa gidilen yolda büyük adımlar atmamız gerekiyor. Büyük ve zorlu adımlarla ulaşabileceğimizi düşündüğümüz bir hayal dünyamız var. Oysa bu dünyada tek bir adım yeterlidir belki de. Farkında olunarak atılan tek bir adımla mutlulukla buluşmak hiç de düşündüğümüz kadar zor olmayabilir.

Astronotlar Dünya'ya döndükleri zaman, onları en çok mutlu eden şeyler sorulduğunda bunlardan birinin "yürüyebilmek" olduğunu söylüyorlar. Peki bu keyifleri ne kadar sürüyor? Yürümeye 1 yıl içinde o kadar alışıyorlar ki, ilk ayın mutluluğu kalmıyor üzerlerinde. O yüzden belki de hepimizin hatırlamaya ihtiyacı var: "attığımız her adımımızın mucizesini".


Mucizeyi genelde su üzerinde yürümek zannetsek de asıl mucize şimdi deniz kenarında yürürken, ya da bir ara sokakta gezinirken çevremizdeki huzuru, güzelliği hissedebilmektir. Her adımımızın içinde saklıdır bu dünya!

Yürümek günlük eylemlerimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Belki yoğun bir farkındalıkla yürümemiz her an mümkün olmaz. Bunun ben de farkındayım. Ama bu bilgiyle dikkatimizi olabildiğince her adımımıza, her attığımız adımla birlikte aldığımız ve verdiğimiz nefesimize, duyumlarımıza getirirsek yaşadığımızı o kadar çok hissedebiliriz. Ve bunu ne kadar çok yapmak için çabalarsak o kadar çok “yeni normal”imiz haline gelebilir. Thich Nhat Hanh yürürken attığımız adımlarla “yere huzur, dinginlik ve mutluluğu yazdığımızı” hayal edebileceğimizi söylüyor. Her adımda huzurlu, dingin ve mutlu..


Bilinçli bir şekilde nefes alıp vermezsek düşüncelerimiz bizi er ya da geç yakalayacaktır. O yüzden nefesimize odaklanarak yürümek her adımımızda yeniden doğmak gibidir. Nefesin içindedir an. Kuşlar, ağaçlar, dostumuzla ettiğimiz sohbet, huzur, özgürlük aldığımız ve verdiğimiz her nefeste saklıdır.


Kaç yıl geçtiği, neler yaşadığımız veya yaşamaya devam ettiğimiz fark etmez. Artık gerçek hedefimiz bize elle gösterilen yerler değil, şimdi ve burası olabilir! Çünkü hayat “orada” değil, sadece bu anda ve burada mümkün olabilir.

Dinlediğim bir konuşmada “Attığınız her adımı dünyayı öpüyormuşçasına atın.” fikri hala bir vizyon olarak mevcut zihnimde. Evet zihnimiz çok dolu, sonu gelmez düşüncelerle tıka basa dolu ama onları bırakmaktan kasıt bastırmamız değil ki:

Okyanusun durulmasını istiyorsak içindeki bütün suyu boşaltma yoluna gitmeyiz. Çünkü su olmazsa geriye hiçbir şey kalmaz. Aynı şekilde, içimizde öfke, korku ya da endişe olduğunu fark ettiğimiz zaman onları boşaltmaya gerek yok. Bilinçli bir şekilde nefes alıp vermek, farkındalıkla bir adım atmak yeterlidir.”

Hayatı, huzuru, mutluluğu arıyorsak o şimdi ve burada.

Bir adım uzakta. Ya da bir adım kadar yakın!


Attığımız her adımla dünya üzerinde mutluluğumuz, sağlamlığımız, özgürlüğümüz ve huzurumuzla iz bırakalım mı bugün, ve yarın, ve sonraki gün?