Hofman Olmak

Nefes.. Bu dünyaya gelirken ilk ve bu dünyadan ayrılırken son eylemimiz. Yunan hekim Hipokrat' ın zamanından beri, zihnin stresten gerginliğe, sağlıktan hastalığa kadar tüm fizyolojik süreçler üzerinde önemli bir etkisi olduğuna inanılıyordu. Zihin ve beden arasındaki bağlantı konusunda ustalaşma girişimlerinin, binlerce yıldır aktif bir arayış içinde olunması hiç de şaşırtıcı değil aslında. Biyokompüterimiz gerçekten de akılalmaz bir işleve sahip!

Nefes almak çok basit görünür gözümüze. Bunu her gün, hem de hiç düşünmeden yaklaşık 20.000 kez yaparız. Nefes almanın önemi, çok kolay ve otomatik olduğu düşünüldüğü için genellikle göz ardı edilir. Ancak nefesin fizyolojimizi nasıl etkilediğini bilsek, bu kadar rahat olacağımızı, akışına bırakacağımızı zannetmiyorum. Aksine hepimiz nefesimizi eğitmek için gönüllü bir efor sarfederken bulurduk kendimizi!

"Her nöron, her sinaps, her kas nefesinizin aleviyle beslenir." - Al Lee & Don Campbell

Zihin, beden ve nefesin yakından bağlantılı olduğu ve birbirini doğrudan etkileyebileceğini çoğumuz göz ardı ediyoruz. Esasen, nefes alışımız düşüncelerimizden ve düşüncelerimiz de nefesimizden etkilenir. Örneğin; bizi öfkelendiren bir anı düşündüğümüzde hızlı nefes alıp verirken, bize huzur veren bir olay düşündüğümüzde ise sakin ve derin nefesler alıp verirken buluruz kendimizi. Girdiğim her yol günün sonunda nihai bir bilgiye çıkıyor: her şey ama her şey birbiriyle bağlantılı.


"Diyafram" ve "göğüs" nefeslerini hepimiz duymuşuzdur. Ama ne şekilde nefes alıp verdiğimizi gözlemlemediğimiz için hangi nefesi aldığımızı bilmeyiz. Nefesin "özellikle dikkat edilmesi" gereken bir şey olduğunu ben de bilmiyordum. Nefes sonuçta, kendi kendine olan bir süreç, hatta ben uyurken bile devam ediyor eylemine! Genellikle göğüsten nefes alırken ya da nefesimi tutarken buluyordum kendimi. Hatta bazen ne diyaframım ne de göğsüm hareket ediyordu, kısa kısa ve oldukça sık nefesler.. Aldığım nefesleri fark ettiğimde ise oldukça şaşırdım. Çünkü buna nefes almak denmezdi ve ben böyle nefes alarak koca bir ömür geçirmiştim! Şu an bu yazıyı okurken bir an dur ve gözlemle nefes alış ve verişlerini. Karnın mı şişiyor yoksa göğsün mü? Yoksa (benim de bir zamanlar gözlemlediğim gibi) hiçbiri mi?

Peki buna karşın, hiç uyurken bir bebeği izledin mi? Vücudunun hangi kısmı hareket ediyor? Göbekleri! Ya da hiç koroda yer aldın mı? Ya da bir yakının yer aldı mı? Liseye başlamadan önce yer almıştım ben. Nereden nefes almamız söyleniyordu? Diyaframımızdan! Bunun nedeni, bedenlerimizin derin nefes almak için tasarlanma şeklinde yatıyor!

Yaşımız ilerledikçe, anksiyete ve yaşamın stresi ortaya çıktıkça, nefesimizin konumu vücudumuzda değişir ve göğsümüzden nefes alıp vermeye başlarız. Bu alabileceğimiz en kötü ve en sığ nefestir. Bunu yaptığımızda akciğerlerimiz ve diyaframımız tamamen genişleyemez.


Bunun en iyi örneklerinden biri, panik atak geçiren birini düşünmek olabilir. Nefeslerini nereden alıp verirler? Göğüslerinden. Sığ ve kısadır nefesleri. Bu stres altındaki kişinin kaygısını ve ”savaş ya da kaç" tepkisini gösterir. Benim de kendimde gözlemlediğim nefes tam olarak buydu işte! Herhangi bir tehlikeyle karşılaşmış ya da karşılaşmaya şimdiden hazır gibi.


Bilinçli bir farkındalıkla nefes almayı öğrenmek, zihnimiz ve bedenimizdeki dengemizi yeniden kurmamızı sağlamaya yardımcı olan çok değerli araçlarımızdan biridir - özellikle stresli hissettiğimiz zamanlarda nefesimizden düşündüğümüzden çok daha fazla fayda görebiliriz!


Fizyolojik süreçler, özellikle nefes almak genellikle bilincin kontrolü dışında olsa da, kanıtlar gösteriyor ki "otonom sinir sisteminin düzenlenmesi" yoluyla tüm bu süreçleri gönüllü olarak, bilinçli bir şekilde her birimiz kontrol edilebiliriz.

Buz Adam

"Buz Adam" olarak bilinen "Wim Hof", aşırı soğuğa dayanma kabiliyetiyle ünlüdür. Ya da Netflix’ te yer alan “The Goop Lab” adlı belgeselin bir bölümünde kendisine denk gelmiş olabilirsin. Wim Hof ​​Metodu üç temelden oluşur: soğuk terapi, nefes alma ve düzenli uygulama.


Şu anda 26 dünya rekoruna sahip - 2 saatin biraz altında buzda kalmak ve Kuzey Kutup Dairesi' nde sadece kısa şortlarla tam bir maraton koşmak da dahil olmak üzere - Hof' un başarıları dünya çapında dikkat çekti ve da buna paralel olarak bilim adamlarının da merakını çekmeyi başardı.

Hof, aşırı soğuğa dayanma yeteneğini nefes alma ve meditasyon tekniklerinin bir kombinasyonuna bağlıyor. Hof, (dünyadaki binlerce takipçisi tarafından uygulanan) yönteminin, bağışıklık fonksiyonu ve çeşitli hormonların salınımı dahil olmak üzere, “otonom sinir sistemi”nin kontrol edilmesine izin verdiğini iddia ediyor.


Vücudumuzun "hayati öneme sahip temel fonksiyonlarının hepsini kontrol eden sistemimiz"den bahsediyorum, ne olur hafife alma! Gece ve gündüz aralıksız aktif olan, istem dışı gerçekleşen kalp atışı, sindirim, solunum, tansiyon veya idrar kesesinin işlevi gibi tüm fonksiyonlarımızı kontrol eden sistemimiz. (Bakmak istersen bu yazımda da bahsetmiştim : https://www.100thmonkey.co/post/en-uzun-sinir-vagus )


İddiaları doğru görünüyor! Çalışmalar, tekniklerinin “adrenalin hormonu”nun salınması da dahil olmak üzere, “sempatik sinir sistemi” nin istemli aktivasyonuna yol açtığını gösterdi. Ayrıca, bir endotoksin enjekte edildikten sonra, teknikleri, bağışıklık tepkisinin baskılanmasına ve iltihap tepkisinin zayıflamasına yol açarak grip benzeri semptomların yokluğuna yol açtığı da gözlemlendi.

Web sitesinde tekniklerinin temellerini özetliyor, ancak daha fazlasını öğrenmek için illa da ödeme yapmana gerek yok bana kalırsa. Evde otururken de rahatlıkla deneyebileceğimiz tekniklerinden bir kısmını paylaşacağım seninle. Hele bir de kar yağışının yoğun olduğu bu soğuk haftadan daha güzel bir zamanlama olamazdı denemen için! (Belki de kendini karlara atarsın!)


1. Soğuk

Wim, her şeyden önce, "soğuk terapinin strese karşı etkili bir panzehir" olduğunu söylüyor. "Stres", kortizol ve adrenalindeki ani artışların yanı sıra kalp atış hızının artmasına neden olur. Dahası, "vasküler sistemdeki küçük kaslar stres altında olduğunda zayıflar" diye de ekliyor.


Daha sonra, tüm vücudumuzu soğuğa daldırma, beynimizin “doğru miktarda kan akışı ve nörolojik aktivite ihmal edilen en derin kısmına dokunmanın harika bir yolu olduğunu" söylüyor. "Çünkü insan beynimizde çok yaşıyoruz. Artık tehlikeyle karşı karşıya değiliz."


İşte burada soğuk su terapisi devreye girer. Düzenli soğuk duşlar "Fizyolojinizin derinliğini uyanmaya teşvik eder. Bunlar vasküler sistemi uyarıyor, kalp atış hızınız düşüyor ve stres vücudunuzdan çıkıyor.” diye anlatıyor Wim. Daha fazla netlik, odaklanma ve enerji deneyimlememiz mümkün oluyor!

  • Nasıl?

Duşunu 15 ila 30 saniye boyunca en soğuk ayara getirerek ve gün geçtikçe, yavaş yavaş 2 dakikaya kadar çıkararak soğuğun bedenine olan etkisini deneyimleyebilirsin!


Evet denedim ve evet zor! Ama ardından yarattığı hissi deneyimlemeni çok isterim, değer!

2. Nefes

Wim'e göre, onun nefes alma tekniği karbondioksit seviyemizi düşürüyor. Uygulamanın nefes tutma kısmına geldiğimizde, nefes almak için tetikleyici yoktur ancak alkalinite daha yüksektir.


“Daha derin nefes aldığında, biyokimyanı değiştirirsin. İçten güçlenirsin.” diye açıklıyor. Bununla birlikte, Wim Hof ​​solunum yönteminin vücudumuzu doğal olarak beslemek için bir çeşit yiyecek olduğuna inanıyor.

  • Nasıl?

Sabahları yaklaşık 15 ila 20 dakika boyunca aç karnına oturarak veya yaslanarak Wim Hof ​​nefes alma yöntemini uygulayabilirsin!

  • Karnından yavaşça nefes alıp ciğerlerini tamamen nefesle doldur. Nefes verirken yavaşça bırak. Yaklaşık 30 tur tekrarla bunu.

  • Son nefesi verdikten sonra nefesini olabildiğince uzun süre tut. (Bu zamana kadar, onu normalden daha uzun süre, potansiyel olarak bir dakikadan fazla tutabilirsin.) Nefes alma ihtiyacı hissettiğinde, derin bir nefes al ve nefes vermeden önce 10 ila 15 saniye tut.

  • En az üç döngü boyunca yukarıdaki adımları tekrarla.

Not: Bu tür bir nefes çalışması başlangıçta rahatsızlığa ve / veya duygusal bir tepkiye neden olabilir.


Hof, "düzgün nefes alarak" dokulardaki oksijen seviyelerini artıyor. Bu daha fazla enerji, daha düşük stres seviyeleri ve gelişmiş bir bağışıklık sistemi demek hepimiz için!


3. Düzenli Pratik

Wim Hof ​​Metodu fazla zaman almaz. Onu düzenli bir kişisel bakım rutinine entegre edersen etkileri kaçınılmaz olacaktır.

Elbette, bir soğuk duş veya tek bir nefes egzersizi sağlığımızı sonsuza dek değiştirmeyecektir. Ve belirli faydaları hemen hissetmeye başlayabilsek de bu teknik özveri ve disiplin gerektiren, ömür boyu süren bir uygulamadır.

Wim, pratikte fizyolojimizi önemli ölçüde değiştirmek için konfor bölgesi davranışından vazgeçmenin gerekli olduğunu söylüyor.

"Hayatın amacını iPhone'lar, televizyon, başkalarının bizim hakkımızda düşündükleri yoluyla bulmaya çalışıyoruz… ama bu sadece dışarıdan gelen bir telafidir. İçinizin özüne geri dönerseniz, doldurulması gerekenleri doldurursunuz. Teknoloji güzeldir, ama siz daha da güzelsiniz. Bunu kabul etmek, hissetmek, deneyimlemek zorundasın!"

  • Nasıl?

Wim Hof ​​Metodu' nu tutarlı bir şekilde, haftada birkaç kez veya her gün yapacak şekilde bir rutin belirle kendine. Yavaş yavaş zamanlamanı da kendi hayatına göre ayarlayabilirsin.

Bedenlerimiz üzerinde düşündüğümüzden çok daha fazla kontrolümüz var. Bunu hatırlamamız gerekiyor, kendimize her gün bu gerçeği hatırlatmamız gerekiyor, bu kutsal tapınağın hakkını vererek yaşamamızı hepimiz adına çok istiyorum!


Bunu hepimiz yapabiliriz. Nefesimize sahip çıkabilir, nefesimiz ve bedenimiz üzerinde kontrol sağlayabilir, daha sağlıklı hissedebilir, stres seviyemizi dış etkenlerin etkisinden yoksun bırakarak kendimiz belirleyebiliriz. Stresli hissettiğimizde artık kendimizi bundan nasıl çıkaracağımızı bilirsek stresten korkmamıza da kaçmamıza da gerek kalmaz! Hem sempatik sinir sistemimizi hem de bağışıklık sistemimizi gönüllü olarak her birimiz etkileyebilir hale gelebiliriz.


Şunu unutmayalım ki doğanın gücü ve kendi bedenimiz üzerindeki sınırsız irademizle yapamayacağımız şey yok bizim!


Wim'in de dediği gibi "kendi kimyamızın simyacısı" olabiliriz her birimiz!


Kaynak: wimhofmethod.com

  • Siyah Instagram Simge