İhtiyacın Olanı Almak

Bazı şarkıları defalarca dinleriz ama bazı cümlelerini hiç duymamış gibi hissettiğimiz bir an gelir. Tıpkı bu sabah Rolling Stones' un "You Can't Always Get What You Want" şarkısını dinlerken başıma geldiği gibi.. Her zaman dinlediğim ama belki çok da üzerinde durmadan geçtiğim bu iki satır daha yüksek sesle bağırdı bugün: ”Her zaman istediğini elde edemezsin; ihtiyacın olanı alırsın."

Daha sonra, bu satırları düşünmek için kendime izin verdim: başımıza gelenlerden her zaman hoşlanmadığımız, ancak başımıza gelenlerin bizim yararımıza olduğuna güvenip güveneyeceğimiz konusu. Aslında artık buna tüm kalbimle inandığımı fark ettim. Ve buna tüm kalbimle inanmam elbette zaman aldı. Hayatıma dönüp baktığımda sevmediğim ya da istemediğim bir sürü şey oldu, herkes gibi. O zamanlarda bunu anlamam zordu. Ama sonunda bir şekilde bana hizmet ettiklerini gördüm. Görmekten öte bir bir deneyimledim. Gerçekten ihtiyacımı almam için tasarlanan bu sisteme güvenmeye başladım, benden öte olana.

Hayat bana sevmediğim ve bununla birlikte kendimi gerçekleştirebilmem adına kullanabileceğim şeyler getiriyor yaşantıma, yaşantımıza biliyorum. Ama aynı zamanda istediğimi YARATMAK için elimden gelen her şeyi yapmak istediğimden de şüphem yok.


İstediğimizden fazlasını hayatımıza nasıl soktuğumuz sorusu bu noktada en fazla kafamı karıştıran şey oluyor.


"Kim olduğumuz"u anlamak ve "arzularımızın gerçek sebebi"nin ne olduğunu tam olarak idrak etmek hepimiz için zaman alan bir süreç oluyor.

  • "Gerçekte olduğun kişi ol."

  • "Gerçekten istediğini al."

  • "Gerçekten neler yapabileceğini fark et." cümlelerini sık sık duymaya devam ediyoruz.

AMA NASIL?

  • İstediğimiz hayatı yaratma yolunda adımlar atmaya nasıl başlayacağız?

  • Kendimize ve kendi hayallerimizin olasılığına nasıl inanacağız?

  • Hele ki kim olduğumuzu ve neden burada olduğumuzu bile bilmiyorsak, ne istediğimizi nasıl bileceğiz ki?

İlk etapta isteklerimin amacını düşündüm. Hepimiz bir şeylerin kim olduğumuzu tanımlamasını istiyoruz. İlk etaptaki "isteklerimizin amacı" bana kalırsa bu oluyor: Nasıl tanındığımız, ne şekilde anıldığımız ve sosyal kimliklerimiz.. ve nihai amacı çoğunluğumuzda olduğu gibi bu yolla kendimi mutlu etmek oluyor. Ama günün sonunda elde ettiklerimizle hissetmeyi umduğumuz duygular paralel gitmiyor. Bir yerlerde bir yanlışlık olmalı.


Bana kalırsa başarıyı, mutluluğu ama öncesinde kendimizi yeniden tanımlayan ve tamamen farklı bir anlayış düzeyine getiren bir keşif yapmamız gerekiyor. Bizi hayatımızın her alanında maddi manevi bolluk ve bereket içinde hissettirecek hakiki bir keşif yolculuğu.

Geleneksel olarak, mutluluk ve başarı birçok ölçütle tanımlanır: zenginlik, birikim, kariyer başarıları, çocuk sayısı, manevi doygunluk.. Tüm tanımlar, neredeyse her zaman dünyevi başarılar ve fiziksel mülklerle ilgili olan tek bir göstergeye indirgenir. Ne kadar çok YAPAR veya SAHİP olursak, o kadar değerli sayılırız. Ama bu yaşanmamış hayatlara sebep olur ve koca bir yalandır. İçinde mutluluk kırıntısı dahi barındırmaz. Çünkü içinde anlam olmayan her şey günün birinde maddi ya da manevi olarak içimizde son bulmaya mahkumdur.


Hayatımızın aslında en büyük ve en önemli macerası, gerçekte kim olduğumuzu keşfetmektir. Yine de çoğumuz soracağımız en önemli soruyu sormadan devam ediyoruz: Ben gerçekte kimim?

Mary Oliver'ın dediği gibi, “Tek vahşi ve değerli hayatınla ne yapmayı planlıyorsun?"

Bu kişisel yolculuk, hepimizin yararlanacağı bir yolculuktur. Hayatımızda bize hizmet etmeyen ve gerçekte kim olduğumuzu yansıtmayan katmanları parçalamayı – dökmeyi içeren bir süreçtir.


Yine de, aynı zamanda muazzam bir inşa etme eylemini de içerir. Kim olmak istediğimizi tanımak ve tutkuyla benzersiz eylemimizi gerçekleştirmeye devam etmek.. Kişisel gücümüzü tanımak, deneyimlerimize karşı açık ve savunmasız olma meselesidir bu. Korkulacak veya kaçınılacak bir şey değil, yol boyunca kendimizi azarlamak hiç değildir. Bana kalırsa daha çok büyüleyici, yeni bir arkadaşa karşı duyduğumuz merak ve şefkatle aramamız gereken bir şeydir.

“Gerçekten ihtiyaç duyduğumuz şey, hayata yönelik tutumumuzun değişmesidir. Kendimizin de bunu öğrenmesi ve dahası umutsuz insanlara hayattan ne beklediğimizin önemi olmadığını, önemli olan hayatın bizden ne beklediği olduğunu öğretmemiz gerekir.” - Viktor E. Frankl

Eşsiz kendimizi keşfederken hayatımızın tüm katmanlarını yeniden ziyaret etme ve kucaklama cesaretine sahip olarak, hiçbirini inkar etmeyerek kendimizle bütünleşebilir ve böylece günün sonunda, “Evet, bunların hepsi benim ve tüm bunlar, tüm bunların hayata geçmesine ve kim olduğuma yardımcı oldu." diyebiliriz.


Her ne oluyorsa bizim kendimizi gerçekleştirebilmemiz için oluyor. Hayat bize karşı değil, bizim için var oluyor. Bu noktaya geldiğimizde inanılmaz bir şekilde hayatın tüm katmanlarına birlikte bakabilecek ve kendimizin, bütünün güzelliğini görebileceğiz.

Ve unutma ki, her ne ise şu anda yapamadığın belki de daha büyük bir şey için yaratılmışsındır!


Rolling Stones' ne demişti? ”Her zaman istediğini elde edemezsin; ihtiyacın olanı alırsın." Aramaktan, sormaktan, kendimizi bulmaya heves duymaktan hiç bir zaman bıkmayalım. Öylesine yaşamadan, yuvarlanıp gitmelerle yetinmeden, çabayla ve beraberinde ihtiyacımız olanı hayattan alarak her ne için var olduysak o olalım!