İnançlar Neden ve Nasıl Varlar?

Yıllar boyunca birçok farklı bütünsel terapi yöntemi keşfettim, çoğunu deneyimledim, eğitimlerine katıldıklarım da oldu ve hepsinden bedensel, zihinsel ve ruhsal düzeyde fayda gördüm. Kimisinden çok kimisinden daha az belki ama hepsinden yararlandım. Ama hiçbiri tam anlamıyla beni ne mutlu ne de tatmin etti. Geçici olarak hayatımda bir fark yaratıyorlardı ama ya sonra? Sonrası sar tekrar başa.


Bu süreç bana şunu öğretti: hayatımda kalıcı ve beni tatmin eden değişikliği yapmam için öncelikli olarak üzerinde çalışmam gereken şey "inanç sistemlerimin farkına varmak"tı. Çünkü inanç sistemlerimin bilinçaltı düzeyde değiştirilebileneceğinin ve hayatım üzerindeki büyük ve domino etkisi yaratacak gücünün farkındaydım artık.


Hangi döngülerde dönüp dolaşıyordum? Hangilerinde kısa vadede bir iyileşme sağlasam da tekrara düşüyordum? Bağımlılıklarım nelerdi? Beni aşağı çeken hangi düşüncelere sahiptim? Bu düşüncelere ve inançlara neden sahiptim? Nasıl oluşmuşlardı? Ne zaman oluşmuşlardı? Neden oluşmuşlardı?


Bunlar benim için cevaplaması kolay olmayan sorulardı. Çünkü cevaplamakta zorlanmaktan ziyade bazı soruların cevabını gerçekten bilmiyordum. Çünkü onlar bilinçaltımdalardı ve oraya ulaşmak da bir anlık istekle olmuyordu. Ama elbette bunun da bir yolu olmalıydı. Cevabını bilmemek, bir açıklama değildi benim için.

Sen de inançlarımız, duygularımız ve bunların nasıl yaratıldığına dair milyonlarca yazı okumuş ya da konuşmaya şahit olmuş olabilirsin. İnançlarımız, karmaşık dünyamızı anlamlandırmak için beynimizin ihtiyaç duyduğu bir yol haritası gibidirler esasen. Çevremizdeki şeylerin nasıl davranmasını beklediğimizin ve diğer şeylerin birbirleriyle nasıl ilişkili olması gerektiğinin çok değerli zihinsel temsilcileridirler. İnançlarımız, genellikle hayatta kalmamız için gereklidir de.

Burada önemli olan şey bana kalırsa şu gerçeğin farkına varmamızdır: inandığımız şeyi değiştirdiğimizde, nasıl hissettiğimizi de değiştiririz, bu da farklı seçimler yapmamıza ve yeni eylemlerde bulunmamıza yol açar. Yani o hep değiştirmek isteyip de her yolu kendimizce denediğimiz ama değiştiremediğimiz düşünce ve inanç kalıplarımızın, eylemlerimizin değişim yolu buradan geçer.


Hayatınızda değiştirmeyi umduğumuz ne varsa, işimizi kurmak, hayalimizdeki işe girmek, daha fazla bolluğa ve refaha sahip olmak, daha sağlıklı olmak, daha gerçek ve samimi dostluklar ve ilişkiler içinde olmak, ruh eşimizi bulmak veya mevcut ilişkimizi geliştirmek olsun; değişim için gerekli adımları attığımızı ancak bir şeyin bizi geride tuttuğunu derinde hissedebiliriz. İşte onlar uyuyan güvensizliklerimiz, korkular, kaygılarımız, travmalarımız, gerçek olmayan tonlarca yalanlarımız, inançlarımız..


Uyuyan güvensizliklerimiz ve sınırlayıcı inançlarımız bu küresel ruhsal uyanış zamanında her zamankinden daha fazla tetikleniyor gibi geliyor bana, ancak bu kesinlikle iyi bir şey olabilir, çünkü bize onları bırakma zamanımızın geldiğine dair sinyaller verildiği anlamına geliyor olabilir.

 

Peki bu sınırlayıcı inançlar nerede saklanıyor ve nereden geliyorlar?


Beynimizin yalnızca %5'i bilinçli ve diğer %95'i bilinçaltımızdan oluşur, bu nedenle sahip olduğumuz inançların çoğunun ne olduğunu bile bilmiyoruz ve birçoğu bilinçli zihnimizin inandığına şeylere karşı çıkabiliyor, önemli kararlar verdiğimizde ise bizi aşağıya çekebiliyor. Özellikle de hayatımızda gösteriyi yürüten şey bilinçaltımızsa, bu gerçekten de zor olabiliyor!


Bu yüzden birçoğumuz, korkunun neden bizi alt ettiğini bile bilmeden çoğu fırsatı geri çeviriyoruz. Belki de "hayatımızın fırsatı"nı. Kendimizi bu şekilde sabote ediyoruz, çünkü geçmişimizde kendi kendimizi sabote eden programları yazan durumu hatırlayamadığımız birçok olay olabilir. Anne karnından doğuma kadar, kollektif bilinçten, ebeveynlerimizden, öğretmenlerimizden ve çevremizde meydana gelen olaylardan, etrafımızdaki inanç sistemlerini özümseriz. Atalarımızdan bile inançları miras alırız, çünkü bunlar enerjisel olarak bir DNA düzeyinde depolanır ve geçmiş yaşamlarımızdan aktardığımız inançlar da ruh düzeyinde tutulur.


İnançlarımız bizi pek çok şekilde etkileyebilir, sağlığımız bunlardan sadece bir tanesidir, çünkü her hastalığın kendisine bağlı bir duygusu vardır. Örneğin, öfke karaciğerde, küskünlük böbreklerde ve keder akciğerlerde depolanır. Bu tür inançlarımızı dönüştürdüğümüzde, hayatımızı tümüyle değiştirmek için adım atarken aynı zamanda tezahür etmiş herhangi bir hastalıktan da çok daha hızlı iyileşmeye geçişimizi görebiliriz.

 

Yetişkinliğe ulaştığımızda belirli bir şekilde düşünmeyi ve davranmayı çoktan öğrenmişizdir ve bu alışkanlık kalıplarımız daha sonra konfor alanlarımız haline gelir, bu nedenle değişmek için çok geç olduğunu hissedebiliriz! Küçük yaşta ise sürekli bir genişleme halinde olduğumuz için sünger gibi yeni inançları özümseriz ve dünya hakkında bir merak duygusuna sahibizdir.

Peki bu hale dönmek mümkün mü? Nasıl yapacağız bunu?


Sınırlayıcı inançlarımızı ve duygularımızı güçlendirici olanlara dönüştürmek için bilinçaltımıza erişerek çalışmak zorundayız (-bence zorundayız). Bilinçaltımıza erişmemizi sağlayan en etkili yol ise bana kalırsa meditasyondur - çünkü bir tek uyurken ve meditasyon esnasında teta beyin dalga seviyemize ulaşabiliriz. Bunu bilinçaltımıza açılan bir kapı metaforu olarak da düşünebiliriz. Teta frekansının güzelliği, o titreşimsel merak durumuna geri dönebilir ve inanç sistemlerimizi yeniden öğrenebilir hale getirmesidir bizi. Kendimizle ve evrenin yaratıcı gücüyle bağlantı kurma anımızdır.


Diğer beyin dalgaları nedir ve ne işimize yararlar dersen kısaca: beynimiz, beyin dalgası frekanslarının bir karışımını yayar - beta, alfa, teta, delta ve gama.

  • BETA: Aktif veya uyanık durumdayken (düşünme, konuşma, iletişim), ağırlıklı olarak beta dalgaları yayarız – örneğin, bunu okurken beta aşamasındasıyız. Beş duyudan, zaman ve mekan algımızdan sorumlu olan uyanıklık halidir.

  • ALFA: Alfa frekansı, rahat, meditatif bir zihin çerçevesindeyken en çok kullandığımız frekanstır - örneğin, hafif uyku, meditasyon, hayal kurarken veya sezgimizi kullanırken. Zaman ve mekan sınırlaması yoktur.

  • TETA: Bir teta durumu, çok derin bir rahatlama halidir ve çoğunlukla derin bir meditasyon hali sırasında ulaşılır. Aynı zamanda bir uyku halidir, hipnoz yoluyla da elde edilebilir veya yoğun bir şekilde dua ederken yayılır. Teta beyin dalgası aracılığıyla, bir çocuğun bilinçaltı zihnine veya masum durumuna erişebiliriz, böylece bilinçaltımızda hangi sınırlayıcı inançları tutulduğumuzu bulabilir ve sonra bunları yeni güçlendirici inançlara dönüştürülebiliriz.

  • DELTA: Derin uykudayken bir delta zihin durumu bulunur. Bu, telefon çaldığında kimin aradığını bilmemizi sağlayan zihin durumudur.

  • GAMMA: Gama zihin durumu, bilgiyi öğrenirken ve işlerken içinde bulunduğumuz durumdur. Gama dalgaları, algı ve bilinç dahil olmak üzere daha yüksek zihinsel aktiviteye dahil görünüyor.

 

İnanç Sistemimiz Titreşim Yayar Mı?


Hayatımızın sınırlayıcı inançlarımızdan etkilenen ana alanlar gözlemediğim kadarıyla "ilişkiler, finans, kariyer, sağlık ve maneviyat" oluyor. Arzularımızı gerçekleştirmek için “Çekim Yasası”nı kullandığımızda, neden bazı insanlar için bu kadar kolay çalışırken diğerleri için çok zor veya görünüşte imkansız olduğunu düşündüğümüz zamanlar olabilir. Bence bunun nedeni, inanç sistemlerimizin titreşimlerimizi etkilemesi ve benzerlerin benzerleri çekmesidir, bu nedenle hedeflerimizle uyumlu inançlara sahip olmak çok önemlidir! Ve inanç sistemlerimizi dönüştürmek işte bu yüzden çok önemlidir.


Hayatlarına ruh eşlerini çekmek isteyenlerimiz, aşağıdaki ortak sınırlayıcı inançlardan herhangi birine sahip olabilirler:

  • Birine yakınlaşırsam, sevilmek için gerçek kişiliğimi bastırmak zorunda kalacağım.

  • Beni aldatacak.

  • Mutluluğu bulsam da zaten uzun sürmez.

  • Aşk acıtır.

  • Aşk bir bedelle gelir.

Ya da başarı ve parayla ilgili sahip olduğumuz sınırlayıcı inançlarımız da olabilir ve bunlar para kazandıracak fırsatları kendimize çekme yolumuzu tıkayabilir:

  • Başarılı olmak, insanların beni sevmekten vazgeçmesine neden olacak.

  • İnsanlar benden çalacak.

  • Sadece kötü insanlar zengindir.

  • Fakir kalmak beni maneviyata daha yakın tutar.


Bu sebeple teta frekansına ulaşmak, derin kök inançlarımı bulmak için en etkili bulduğum yöntem olan "meditasyon" esnasında merkezine dön ve kendine şu soruları sor:

  • Şu an hayatımda ne yaratıyorum? Neden şu andaki durumumdayım?

  • İyi bir durumda mıyım? Gerçekten mutlu muyum?

  • Her gün kalkıp “Yaşamaktan dolayı mutluyum!” diyor muyum? Bu mutluluğu gün boyu sürdürebiliyor muyum? Yoksa çoğunlukla kendimi ve etrafımdakileri eleştirirken mi buluyorum kendimi?

  • Kendime veya başkalarına kızgın mıyım?

  • Ailem istediğim gibi olmadıkları için üzgün müyüm?

  • Bir arkadaşım ya da bir başkası beni incittiği için haksızlığa uğramış hissediyor muyum?

Bence bu soruları cevaplamak çok kıymetli. Çünkü cevaplarında çok fazla sır yatıyor. Cevaplar geldikçe soru sormaya devam et ve ekle "Neden? Ne zaman? Kim? Nasıl?.." Sormaya devam et. Cevaplar gelecektir. Bilinçaltında öyle bir kayıt var ki orası her şeyi biliyor!

 

Meditasyon ve teta beyin dalgasında olmak "kuantum mekaniği"nin pratik bir uygulaması gibidir. Buradaki fikir, vücudumuzdaki alıcı hücrelerimizin belirli bir titreşime sahip olmasıdır. Hücreler arası haberci olan nöronlarımız belirli bir titreşime sahiptir. Bir haberci hücre (nöropeptit), aynı frekansta titreşen bir alıcı hücre ile etkileşime girdiğinde, aralarında bağlantı kurabilirler! Vücudumuzdaki bu akışı kolaylaştırmaya yardımcı olmak için derin meditasyon ve teta frekansı, alıcı hücrelerimizin titreşimini veya 'enerjisini' değiştirmeye çalışır.


Kuantum fiziğine göre her şey ama her şey enerjiden oluşur, bu nedenle teta halindeyken, enerjiden oluştuğumuz için, kendimizi daha iyiye olmamız yönünde değiştirmek için bu enerjiyi kullanabiliriz.

Tony Robbins bir konuşmasında şöyle demişti: "Seni istediğini elde etmekten alıkoyan tek şey, kendine sürekli anlattığın hikayedir."

Sana 3 sorum var bugün: Kendine anlattığın hikaye ne? Bu hikayeyi besleyen inançların ne? Hikayeni değiştirmeye hazır ve razı mısın?


Hadi harekete birlikte geçelim! Bizi aşağıda tutan düşünce kalıplarımızı bularak, onlardan arınarak, yeni inanç sistemimizi kendimiz inşa etmeye başlayalım. Hayatımızın senaryosunu yazmayı bilinçaltımızın keyfi kederine bırakmayalım, kendimiz yazalım.


Kaynak: Vianna Stibal