Kendini Tanıyor Musun?

Yaşamdaki ilk 7 yılınızı hatırlıyor musunuz? Ben hatırlamıyorum. Bazen bazı anlar anılarımı tetikliyor, oldukça flu görüntülere, hislere ya da kokulara gidebiliyorum ama bunun dışında koca bir boşluk. Garip geliyor bazen yaşanmış zamanların unutulması, hiç yaşanmamış gibi yaşama devam edilmesi. Tüm etkilerini üzerimizde bugün taşırken ve yarınımıza etki ederken neler olduğunu bilmemek çok garip geliyor bazen. Bazen de yaşanmamış bir çocukluk gibi geliyor.


Hakikaten neler oldu ben büyürken? Neler oldu biz büyürken?

Kişiliğin gelişim temellerinin ilk 7 yaşa kadar atıldığı söyleniyor. Ebeveynlerimizden ve çevremizden 7 yaşına kadar aldığımız etki varoluş sürecimizde, yaşadığımız bu ömürde çok büyük önem taşıyor. Çocukken adeta donmamış beton gibi oluyoruz. Hala yaş, şekil verilmeye hazır, hangi şekil verilirse ve üzerine ne çizilirse, nasıl yontulursa o olmayı kabul halinde olan ve o olacak olan.


İleriki yaşlarımızda bu donmuş betonu kırmak çok güç oluyor. Çünkü atılan temelimizi, düzenimizi, bizi biz yapan her şeyi değiştirmek, karakterimize, ruhumuza yeni bir şekil vermek kolay olmuyor.


Nasıl yapacağız bunu?


Bana kalırsa kendimizi gerçekten tanımaktan geçiyor bu yol. "Nasıl yani kendimizi tanımıyor muyuz? Elbette tanıyoruz. Ben.." diye başlayacaksınız belki de. Evet tanımıyoruz. Tanıdığımızı zannediyoruz ama kendimizi bilmiyoruz.


Nasıl yontulduysak ve şekillendirildiysek o olduğumuzu zannetmek kendimizi tanımak değildir. Bu ruh gerçekten neden burada? Nelerden keyif alır? Neleri sever? Nelerden hoşlanmaz? Neler canını yakar? Neler bu ruhu heyecanlandırır? Neler öfkelendirir? Neler…? Sorulacak çok soru var ama cevaplarımız hep sınırlı kalacak. Cevap verdik zannedeceğiz ama kendimizi tanımadığımız ve bilmediğimiz için bu sırlar dünyasında gizli kapaklı kalan kendimizi "gerçek" anlamda ortaya koyamayacağız.


Kendimizi bilmek zorundayız. Günün sonunda bundan daha önemli ne olabilir? Kendini tanımak ve sevgiyi paylaşmaktan başka ne kalıyor elimizde? Kendimizi tanıdıktan sonra olan halimizde, tüm çıplaklığımız, değerliliğimiz ve değersizliğimizle barışarak, güçlü yanlarımız ve savunmasızlığımızla kendimizi sevmeyi öğrendikten sonra sevmek ve sevilmekten başka geriye ne kalıyor? Bu aşamadan sonra üretmek de katkı sağlamak da var olmak da kendiliğinden ve en eşsiz yaratımımız ve yaratıcılığımızla ortaya çıkıyor zaten.


Hepimiz eşsiz birer sanatçıyız bana kalırsa. Ama sanatımız icra edecek bilgiye sahip değiliz. Çünkü kendimizden uzağız, çünkü kendimizi bilmiyoruz. Her birimiz kendimizi daha iyi tanıyarak kendi isteklerimizin ve ihtiyaçlarımızın farkına vararak yolumuzu daha net görebilir ve tekamül edebiliriz.


Kendini tanımaya var mısın? Bu yolu birlikte yürümeye var mısın?

Buraya öylesine gelmedik. Bu dünyaya pembe bulutlara sarmalanmak için de gelmedik. “Alınacak dersler var, sorulacak sorular..” Bilinç seviyemizin yükselmesiyle birlikte burada öğreneceğimiz dersleri hızlı bir şekilde algılayabiliriz. Ve bilincimizdeki değişimle birlikte yaratacağımız "kuantum etki"yle birlikte yaşam planımızdaki dersleri daha hafif geçişlerle ve öğretici deneyimlerle yaşamamız mümkün.


Ya da hiçbir çabamız olmadan, öylesine yaşamayı seçmemiz de mümkün. Neyi seçmek istiyorsak onu deneyimleyeceğiz. Kendine bir yol seçerek ertelemeden daha fazla başla! Bu bir kitap olabilir, bir meditasyon eğitimi olabilir, astroloji olabilir, bir sohbet olabilir, varoluş konusunda çekilmiş bir belgesel ya da film olabilir.. Sonsuz ve sınırsız kaynak var, eğer aramaya karar verdiysen. İlla spiritüel olmaya, ermiş olmaya da gerek yok. Bu bakış açınla sınırlara sokma kendini. Kendini tanımaya çalışmak her insanın en nihai yaşam amacı değil midir? Bir karar ver ve bir yerden başla. Sonra göreceksin ki yol zaten açılacak, algıda seçiciliğin devreye girecek ve sen zaten yönleneceksin aslında hep seninle olana.


Şunu hatırlatmak isterim ki en karanlık ya da aydınlık gününde bile yalnız değilsin. Gökyüzüne bak, arkanda koca bir kainat ve evren var! Yeryüzünde ise binlerce can, yoldaş ve kardeş var. Ben de onlardan biriyim senin için. Görmek, hissetmek, kabul etmek ve buyur etmek senin elinde.


Sen yeter ki seç.

Önce kendini, sonra “biz”i.