Korkularım, Gel Seninle Tanışalım

Yıllarca hayatımız farkında olmadan "korkularımız tarafından" yönlendirilir. Belki de bir ömür bu duygunun tesiri altında kalarak atarız her adımımızı. Ne istediğimiz konusunda net bir fikre sahip olmak ve bizi bu yönde hareket ettiren kararlar vermek yerine, ki bu büyük olasılıkla biraz risk ve rahatsızlık içerir, çoğu zaman bizi ve mutluluğumuzu sınırlayan korkuya dayalı kararlar alırız. Genellikle büyümek, genişlemek yerine güvende kalmayı, konfor alanımızda olmayı tercih ederiz.


Başarılı olmama korkusu, yalnızlık korkusu, sevilmeme korkusu, güzel gözükmeme ya da beğenilmeme korkusu, güçsüz gözükme korkusu.. Okurken tanıdık gelenler oldu mu? Siz nelerden korktunuz? Tehlike olmadığı halde ödümüzü koparan bu şeyler ne? Bu korkular uğruna nelerden ödün veriyoruz farkında olmadan? Nelere saplantılı hale geliyoruz?

"Korkunuz her davet edildiğinde, onu her tanıdığınızda ve ona gülümsediğinizde, gücünden bir miktar kaybedecektir.” - Thich Nhat Hanh

Çoğumuz içimizde büyük korkular taşıyoruz. İnsanları potansiyellerini gerçekleştirmekten ve kendilerinin en iyi versiyonu olmaktan alıkoyan en büyük engellerden birinin “korku” olduğuna inanıyorum. İşin acı tarafı korkularımızı tanımıyoruz. Yok sayma” alışkanlığımız yüzünden korkularımızın farkında bile değiliz.

Kendimden örnek vermem gerekirse, eylemlerimin çoğu kaçınmaya (duygularımı gizleme, en çok da kendimden), ertelemeye (girişimde bulunmayı, adım atmayı öteleme) ve güvensizliğe (iş, aşk ya da herhangi bir olay karşısında) dayanıyordu. Deneyimlerimin içindeyken bunu anlamam zordu, çünkü normalim bu olmuştu. Ama aslında hepsinin kökeni korkularıma dayanıyormuş, nedenini sorgulamanın peşine düştüğümde anladım.


Ve bunları kabul etmek başlangıçta kolay değil biliyorum, ego devreye giriyor ve kaçındın, erteledin ya da güven duymadın "çünkü geçerli sebeplerin vardı" diyor. Ama hayır, geçerli bir sebebim yoktu, bilinçaltımdaki korkularıma düşünüyor, hissediyor ve harekete geçiyordum. Başarısız olmaktan, takdir edilmemekten, hayal kırıklığına uğramaktan ya da üzülmekten korkuyordum içten içe. Bu nedenle kendi kendimin "koruma mekanizmaları"nı geliştirmiştim.


“Ben bu yola baş koydum. Bana ait olmayan ne varsa bırakacağım, veda edeceğim kendimi kandırmalara. Özüm ne ise o olacağım. Sıyrılacağım tüm bu maskelerden.” düşüncesinin peşine düşmesem belki ben de korkularımın esareti altında seçimler yaptığımı fark edemediğim bir ömür geçirecektim. Bu baş koymuşluk beraberinde üzüntü, huzursuzluk gibi duyguları da getirdi elbette. Kolay değil yüzleşmek kendinle, yıllardır halı altına attığımız ve biriken bunca kir ve pasla karşı karşıya kalmak ve her birini kabul etmek kolay değil başlangıçta.

Ama çok hafifletici! Kimliksiz olmanın, -mış gibi davranmayı bırakmanın, kendin olmanın hafifletici etkisi, verdiği özgürlük hissi gibisi yok. Tamamen bırakabilmiş değilim elbette, uzun bir süreç bu, bugünden yarına varılan bir yer değil ama çok yol katettim. Zihin düzeyinde farkında olmadığım bir çok korkumla, kaygımla ve duygumla karşılaştım. Şaşırdım. Ummadığım şeyler çıktı bilinçaltımdan. Orayı bile isteye deşmesem asla ulaşamayacağım bir yerdi belki de.

Yüzleştim hepsiyle. “Ne zaman oluşmuştu bu duygular? Neden oluşmuştu? Bana vermek istedikleri mesajlar neydi?” Kötü değildi hiçbir duygu ve hiçbir duyguyu yaşamak. Tam da olması gerektiği gibiydi her şey. Var olma sebepleri beni o konuda değiştirmek, dönüştürmek ve sıçramamı sağlamak içindi! Nasıl ki bir tenis topunu yere attığımızda ilk önce büyük bir kuvvetle yere çarpar ve çarpma kuvveti ne kadar fazlaysa o oranda daha da yükseğe çıkar, olumsuz duygularımla ve korkularımla yüzleşmek de tam olarak böyleydi işte.


Yüzleştikçe, derine indikçe acının kuvveti fazlalaştı belki ama hayatımda yarattığı etki, sıçramadaki ivme de buna paralel olarak arttı. O yüzden bu yol “cesaret” gerektiren bir yol. Hayat cesurları sever demiş biri zamanında. Hayat cesurları sevmesinin yanında, hayat cesurları oldukça destekliyor bir de. Hiç ummadığınız yollarla hem de. Yeter ki meydan okumaya karar verelim!


Çoğumuzun hayatlarımızda ilerlememize engel olan, yaşamımızda bariyer etkisi yaratan, kendimize acımamıza, değersiz görmemize neden olan ve zaman zaman bizi sevgiden mahrum bırakan “farkında olduğumuz ya da olmadığımız” bir çok korkusu var ve bu konuda asla yalnız değiliz! Evden çıkıp yeni arkadaşlar edinmek için sosyal ortamlara girmekten korkanlarımız, kariyerlerini ilerletmek veya bir iş kurmak isteyen ancak gerekli riskleri almaktan korkanlarımız, ilgi duydukları kişinin yanında endişeli hissedenlerimiz, duygularını belli etmekten korkanlarımız..


Korkuyu hissettiğimiz sırada bir çıkış yolu görmemiz o esnada zor oluyor. Korkularımız genellikle geleceğe dair kafamızda oluşturduğumuz en kötü senaryolardan besleniyorlar ne de olsa. Ah ne de yaratıcı oluyoruz böyle zamanlarda!


Benim de hala korku hissim geliyor, yokluyor ara sıra ama artık neden orada olduğunu biliyorum. Hayat toz pembe değil, biliyorum. Herhangi bir duygumdan tamamen kurtulmama gerek yok, biliyorum. Ama onunla nasıl yaşamam ve en önemlisi nasıl yönetmem gerektiği de biliyorum artık. Zihnimin yapamayacağı şey yok, gördüm. O yüzden siz de görün, "Ben hiç bir şeyden korkmam." demeden, korkularınızı tanıyarak, korkularınızın esiri altında olmadan, hayatınızın gidişatını korkularınıza emanet etmediğiniz bir hayatı yaşayın çok istiyorum!

  • Korkularımızı "tanımak" ve üzerimizdeki "olumsuz etkilerini kırmak" için ne yapabiliriz?

1. Korkularımızı "Yazarak" Bir Liste Yapalım

Korku duygusu kapımı çaldığında, korkumun asıl sebebini ben de anlamazdım. Sadece hissettiğim duygu ve bunu hissettiğim için kendimi hemen toparlamaya çalışma çabam devreye girerdi. Ne de olsa güçlü biriydim ve güçlü olmak bunu gerektirirdi(!) Korkularımızı içimizde, en derinlerde tuttuğumuzda zihnimizin nasıl hissettiğimizi kontrol etmesine de izin vermiş oluyoruz aslında.

Bu karmaşanın olmasını önlemek için ilk adım korkularımızı tanımak ve ne olduklarını belirlemektir. Farkında olduğun korkularını yaz, yazarken farkında olmadıklarını da kendine itiraf etmeye başladığını göreceksin. Aynı zamanda meditasyon yaparak bilincinin derinlerine inme fırsatı yaratabilirsin kendine. Ardından sadece kağıt ve sen varsın. Kimse görmeyecek, kendin için kendine karşı dürüst ol ve hissetmek için izin ver.

2. "Şükran Pratiği" Yapalım

Korkunun üstesinden gelmenin anahtarlarından biri de “minnettarlık"tır. İlk duyduğumda ben de anlam verememiştim. “Korku ve minnettarlık ne alaka?” Bu iki duyguyu aynı anda deneyimlemek zordur. Çünkü insan deneyiminin tam anlamıyla zıt uçlarındadırlar. İşte bu yüzden korkunun panzehiri gibi düşünebiliriz!


Hayatta zor zamanlar yaşadığımızda, korkuya kapılmamız oldukça kolay olur. Minnettarlık pratiği geliştirmek, korku içinde boğulmamıza izin vermez. Korkuyu hiç hissetmeyeceğimiz anlamına gelmese de, etkisini oldukça azaltır ve böylece içinde olduğumuz durumun daha parlak tarafını görmemize olanak sağlar ( - Evet, bu da var. Evet, sağlıklıyım. Sevdiğim bir arkadaşımla bugün kahve içip, sohbet edebildiğim için minnettarım. Gökyüzüne bakabiliyorum. Yağmuru çok seviyorum ve yağan her bir damla için minnettarım. Şu anda çok zorlansam da bana destek olan ailem ve dostlarım var. )


Korkunun, neler olabileceğine dair bulduğu en kötü ve sınırlayıcı senaryoları minnettarlık duygusu kendimizden uzak tutmamıza yardımcı olur. Gerçekten işe yarıyor! Kendiliğinden bir iyilik hali geliyor, kaşlardaki gerginlik ve bedendeki kasılma yerini yüzde bir tebessüme bırakıyor.

3. "Kontrolü Bırakma"yı Deneyelim

Eğer bir kontrol manyağıysan yalnız değilsin, bil istedim! Hepimiz korkularımızı bu şekilde yönetiyoruz ya da yönettiğimizi zannediyoruz. Ancak korkunun nasıl üstesinden gelineceğini öğrenme yolumuzda kontrollü olmamızın pek de yeri yoktur.


Her şeyi kontrol etmeye çalışarak yaptığımız şey "korkularımızı maskelemek" oluyor. Davranışlarımızı kontrol etmemizle sonuçlanan bu durum bize umduğumuz sonuçları vermediğinde (ki bu genellikle böyle sonuçlanıyor), korkularımız daha da yoğunlaşır. Korkuyu kontrol etme girişimimizde aslında onun kurbanı oluruz. “Korku ve kontrol etme döngüsü” daha da yenilmiş hissettirir bizi.


Gerçek şu ki, her zaman kontrolümüzün çok ötesinde şeyler oluyor. Evdeki hesap çarşıya çoğu kez uymuyor. Başkalarının nasıl tepki vereceğini kontrol edebilir miyiz? Hayır. Hayat böyle işliyor, sadece senin ya da benim için değil, hepimiz için!

Kontrolümüzün olduğu şey “iç dünyamız ve dış çevremize nasıl tepki vermeyi seçtiğimiz”dir! Bir dahaki sefere kendimizi her şeyi kontrol etmeye çalışırken yakaladığımızda bir durup düşünelim ve kendimize “neden korktuğumuzu” soralım.


Bu an gelecek olan cevabımız çok kıymetlidir. Böyle anlar ve yaşanan farkındalıklar gerçekten hayatımızın gidişatını oldukça etkileyen cinsten oluyor!


Hangi düşüncelerimizin korku hissini yarattığını ya da tetiklendiğini merak etmeye başlayalım. Deneyimlerimden gördüğüm kadarıyla “merak ve korku” bir arada yaşamayı pek de sevmiyor. Birini bıraktığımızda, diğerini içeri davet etmiş oluyoruz!

4. Son Olarak Önereceğim Şey: "Korkularımızla Konuşalım"

Evet, yanlış duymadın. Korkumuzla “arkadaş” olursak onu bir düşman olarak görmeye nasıl devam edebiliriz ki? Bu kabullenme hali korkunun üzerimizdeki etkisini oldukça hafifletir. Yargılamadan ve saçma bulmadan önce bir şans ver ve dene!


Elini kalbine koy, gözlerini kapa ve de ki;

Merhaba korkum. Seni görüyorum. Seni düşman olarak görmeyi bırakıyorum. Seninle arkadaş olmaya geldim. Nedir bana göstermek istediğin şey? Bana zarar vermek istemediğini biliyorum. Beni korumaya mı çalışıyorsun? Beni güvende tutmak mı niyetin? Yoksa bambaşka bir şey mi farkında olmadığım? Bana vermek istediğin mesaj ne? Haydi seninle biraz sohbet edelim, anlat bana gerçekte olanı. Neden buradasın?”

Kalbinden gelen, iç sesinden gelen cevaplara kulak ver. Şaşıracaksın duyduklarına. Belki bildiklerini söyleyecek, belki de hiç beklemediğin cevaplar alacaksın. Ama en güzel tarafı da ne biliyor musun? Kendinden kaçmadan kurduğun bu iletişimin, cevap her ne olursa olsun “şefkat ve güven” dolu olması!

Konfor alanlarımızda yaşamak bizi hayatta hiçbir yere götürmüyor. Yaşadıklarımdan çıkardığım ders şu ki; bizi korkutan şeyleri yapmamak sadece korkularımızın büyümesine ve kaçınılmaz olarak içinde bulunduğumuz durumların devam etmesine ve bu döngüden kurtulamamamıza neden oluyor.


Bir düşünün.. korkularımızla yüzleştiğimizde, onları tanıdığımızda ve kabul ettiğimizde onlardan tekrar nasıl eskisi kadar korkabilirsiniz? Korkularımızın temel nedeni biz olduğumuz için, aynı zamanda onların çözümü de biziz!


Korkularımızla kurduğumuz doğru iletişim ile, merakımız ile, onları fark etme ve tanıma çabamız ile, kaçmadan her birini tanımayı seçen cesur yanımız ile sevgi, başarı, minnet, şefkat gibi olumlu duyguları hayatımıza dahil edebiliriz. Ve buna çabalarsak, inanın gerçekleşmesi kaçınılmaz olacak!

“Sonunda her şey güzel olacak. Henüz güzel olmadıysa daha sonu gelmemiştir.” – Paulo Coelho

Ve inanın biz korkunun esiri olmanın çok daha ötesinde güçteyiz, her birimiz!


  • Siyah Instagram Simge