Merhaba Bedenim, Aç Kapıyı Ben Geldim

En son ne zaman bedenimizle bağlantıya geçtik? Sen de hatırlanmakta zorlanıyor olabilirsin. Günlük hayatın koşturmacası, geçmiş ve gelecek arasında gidip gelen düşüncelerimiz ve duygularımız arasında boğuşurken bedenimizin varlığını unutuyoruz.

"Ve bedenime yumuşak bir şekilde dedim ki, "Arkadaşın olmak istiyorum." Uzun bir nefes aldı ve cevap verdi, "Bütün hayatımı bunun için bekliyordum."" - Nayyirah Waheed

Genellikle bedenlerimizi otomatik pilotta hareket ettiriyoruz. Gündelik olarak tekrar ettiğimiz hareketlerimiz belleğimize kaydoluyor. Her sabah aynı saatte uyanıyoruz, hiç düşünmeden alarmımızı kapatıyor ve soluğu tuvalette alıyoruz. Dişimizi fırçalıyoruz, aynada yüzümüze bile bakmadan mutfağa gidiyor, bir bardak su dolduruyor ve içiyoruz. Ardından odamıza geri dönüyoruz, üzerimizi giyiyor, çantamızı alıyor ve yeni bir günü daha "yaşamak" için evden çıkıyoruz. Hiç düşünmeden ve büyük bir eforsuzluk içinde, kendiliğinden oluyor her şey.


Bunca telaş ve koşturmaca içinde bizi taşıyan bedenimizin varlığını unutuyoruz. Oysa ki bedenimiz her şeye rağmen itinayla ve her gün, her an bize hizmet etmeye devam ediyor. Bedenimizle böylesine kopuk bir ilişkiye devam etmek ne kadar sağlıklı olabilir? Bedenimizin varlığını bir ağrı ya da hastalık ortaya çıktığı zaman mı hatırlayacağız?


Bedenimiz onu dinlememeye devam ettiğimiz takdirde, gün gelir sesini duyurmak ister ve yüksek sesle konuşmaya başlar. Bedenimizde biriken stres ve gerginlikten dolayı bozulan sinir sistemimiz beklemediğimiz bir anda alarm verir. Bu çağrının altında yatan "kök sebepleri" bulmak yerine, bu alarmı hızlıca kapamaya çalışırız. İlaçlar imdadımıza yetişir. Bu sesi tekrardan kısmayı seçeriz, geçici olarak.


Tıpkı benim hikayemde olduğu gibi. Mide rahatsızlıklarımdan dolayı, başlangıçta çözümü dışarıda, doktorlarda, ilaçlarda, sayısız tedavi yöntemlerinde arayan ben, çözümün aslında kendimde olabileceğini aklıma dahi getirmedim. Vücudumun "Ben buradayım, beni gör, beni duy!" mesajını başlangıçta, aslında çoğumuzun yaptığı gibi, ben de anlamadım. Bastırmaya çalıştım sesini. Ardından bilinçli zihnimle kontrol edemez hale geldiğimde, bedenim kutsallığını ve ihtişamını söke söke gösterdi. "Neden geçmiyor?" diye isyan etmelerim, şimdilerde "İyiki benim başıma geldi." ye dönüşürken, vücudumun çağrısının göstermek istediği mesajı artık daha iyi anlıyorum: Onun yüksek ve sınırsız potansiyelini, akıl almaz yaradılışını ve işleyişini artık görüyorum.


Zihnimizden çıkmalı ve bedenimizin içerisindeki yaşamla bilinçli olarak bağlantı kurmalıyız. Bu bağlantıyı kurmadığımız takdirde, bedenimizde neler olduğunu gerçek anlamda anlayamaz ve zihnimizin fikirleriyle otomatik pilotta yaşamaya devam ederiz. İç enerjimizi bir noktada toplayan ve iyileşme sürecini başlatan yalnızca bu "bilinçli dikkat"imizdir. Dikkatimizi vücudumuza getirdiğimizde, olup biteni gerçekten fark etme merakıyla yaklaştığımızda bedenimizle bağlantı kurmamız kaçınılmazdır. Yaşamımızdaki gerçek değişimi meydana getirecek olan şey, bu gücü kullanabilmektir. Bu gücün farkına varabilmek, hissedebilmektir. Bedenimizin sesine kulak verebilmektir.


Bedenimizle "bilinçli bir bağlantı" kurduğumuzda aynı zamanda bedenimizdeki ruhumuzu gerçekleştirme olasılığımız da ortaya çıkacaktır. İçeride olan yaşamımızla bağlantı kurmak için bilinçli bir çaba gösterdiğimizde büyük resmi görebilir hale gelebiliriz. Hiçbir yaşam gerçeği bizden saklanamaz: sağlıklı, tam ve bütün hissetmek her birimizin doğuştan hakkı.


Bedenimizle temasa geçmeli, bedenimizde biriken stres ve gerginlikten dolayı bozulan sinir sistemimizi onarmalı ve kendimizi "gerçek anlamda" tanımak için çaba göstermeliyiz. Bedenimizle mevcut ilişkimizi geliştirdiğimiz takdirde, mutluluk ve bilgelik kapılarının kilitlerini açabiliriz.


Bu kapı uzakta, ulaşılamaz ya da eşik geçilemez değildir. Bu kapı çok yakınımızda, içimizdedir. Anahtar sende. Anahtar bende. Uzat elini ve arala!