Nefret Ettiğimiz İş İçin Minnettarlık

Hayatımızda en odaklandığımız noktalardan biri sevdiğimiz işi yapmak ve bundan tatmin edici bir kazanç sağlamaktır. Genelde ya sevmediğimiz bir iş yapar ve bir gelir elde ederiz ya da şanslıyızdır, sevdiğimiz bir işimiz vardır ama çok da tatmin eden bir kazanç sağlayamayız. İki dikişi aynı anda tutturan insanlar azınlıktadır. Çevrenizdeki insanları ele alın. Kaç kişi gerçekten hem sevdiği işi yapıyor hem de bu işten azımsanmayacak ölçüde bir kazanç sağlıyor?


Bu konu üzerine düşünürken Gabrielle Bernstein’ ın bir sözüne denk geldim. Bu zamana kadar bize söylenenlerin ve hissettiklerimizin aksine bambaşka bir bakış açısıyla yaklaşıyordu.

“İstediğiniz işi almanın en hızlı yolu, nefret ettiğiniz iş için minnettar olmaktır.” - Gabrielle Bernstein

Evet okuduğun doğru. Bu nasıl mümkün olabilir?

"Bu işten nefret ediyorum, burada olmak istemiyorum.” gibi düşük titreşimli bir hikayeye sıkışıp kaldığımızda, olduğumuz yere de sıkışıp kalacağımızı söylüyordu. Bizler için önerdiği hızlı çözüm ise: Sahip olduğumuz iş için minnettar olduğumuzda, enerjik alanımızı gerçekten istediğimiz işi çekmek için daha manyetik bir güç olacak şekilde açacak olmamız.

Nefret ettiğimiz bir ofiste çalışıyor olabilir, kariyerimizin yönünü değiştirmek istediğimiz ve hayallerimizle hiç de örtüşmediğini düşündüğümüz bir iş için koşturuyor olabilir veya işsiz olduğumuz bir dönemden geçiyor olabiliriz. Bunun içinde debelenmeden ve karanlığa çekilmeden, evrene Evet, çalışmak istiyorum. Sahip olduğum bu iş için minnettarım. Ve bolluk için daha fazla olasılığı memnuniyetle karşılıyorum." dediğimizde, sonuç olarak, bize akan bolluk ve esenlik akışını kapatmamış oluruz!

Ayrıca geçmiş koşullarımız için minnettar olduğumuzda, ne kadar zor olsalar da, bu deneyimlerin bize verdiği armağanlar hakkında daha büyük bir anlayış ve farkındalıkla ilerleyebiliriz.


Geriye bakıp “Vay be, ne kadar dirençli olduğuma bakın. Bak bunları öğrendim. Beni nereye getirdiğine bak.” deriz. İşte o zaman inanç ve zarafetle ilerleyebiliriz, çünkü geçmiş deneyimlerimize bakıp içtenlikle teşekkür edebiliriz!


Bu işler ve süreçler, mükemmel öğrenmeyi, büyümeyi ve nihayetinde doğru yola girebilmemiz için yön değiştirmenin bir yolunu ortaya koyar. İçinde demlenirken belki bunu anlamayız, belki de isyan ederiz zaman zaman.


Şimdi bize zorluk hissi veren işlere dönüp bakalım ve tüm kalbimizle “Teşekkür ederim.” diyelim! "Bana kattığın her şey için minnettarım. Ben olma yolumdaki her bir katkın için teşekkür ederim." Üzerimizde olumsuz bir etki bıraktığını düşündüğümüz tüm bu deneyimlere teşekkürle karşılık vererek, artık yırtık pırtık, bize hizmet etmeyen giysileri üzerimizden sıyırır gibi çıkarıp atalım bedenimizden.

Gabrielle Bernstein’ ın kasıtlı olarak neşe, bolluk ve başarı dolu bir hayat

yaşamaya karar verme konusunda paylaştığı 7 ipucu:

1I Bazen kendi başarımızı engelleyen bizleriz. Olaylara stres duygusuyla yaklaştığımızda veya sonucu zorlamak veya kontrol etmek için çok uğraştığımızda, bu tür enerjiler istediğimiz şeyi çekmemizin önündeki en büyük engel olurlar. Her şeyin "doğal bir şekilde akmasına" izin verin ve enerjinizi sizi doğru yönde yönlendirecek pozitif düşüncelerle hizalamaya odaklanın.


2I Çoğumuz projelerimize heyecanla ve gelişmeye hazır hissederek başlıyoruz. Ama aynı zamanda sık sık kendimizi "Bunu yapmak için kimim?", "Zaten çoktan benzeri yapıldı." zihniyetine geri döndürme eğiliminde oluyoruz. Bu zihniyetten kendimizi yoksun bırakmanın tamamen bizim kontrolümüzde olduğunu unutmayalım. Bu inanç sistemini temizleyin, bu enerjiyi rekabet etmekten ve karşılaştırmaktan uzaklaştırın, "süper çekici" nizin gücüne bir başka büyük engel koymayın.


3I Sıkışmış hissettiğinizde ve tekrar hareket etmek istediğinizde, "Tekrar Seçin" 3 adımlı yöntemini kullanmayı unutmayın:

  • Sizi engelleyen korku temelli düşünceye tanık olun ve bunun sizi nasıl hissettirdiğini anlayın.

  • Bu düşünceye sahip olduğunuz için kendinizi ve düşünceyi tamamen affedin.

  • Sahip olduğunuzdan daha iyi bir duygu uyandıran bir düşünce seçin. Kendinizi iyi hissettiren düşüncelere ulaşın!

Düşüncenizi değiştirmek için bu 3 adımlı yaklaşıma hakim olursanız ve düzenli olarak kullanırsanız, hayatınızda önemli değişiklikleri fark etmeye başlayacaksınız.


4I Gerçekte hayatınıza çekmek istediğiniz şeyin ne olduğu konusunda kararsızsanız, istemediğiniz şeyleri düşünün, tersine çevirin ve bırakın o düşünce süreci size rehberlik etsin. Örneğin, stres istemiyorsan, o zaman huzur istiyorsun ve yalnız kalmak istemiyorsan, o zaman birileriyle bağlantıya ihtiyacın var. Bu durumda, odak noktanız enerjinizi huzur ve bağlantı duyguları ile hizalamak olacaktır.


5I Tezahür ettirmek tam kontrole sahip olmakla ilgili değildir ve istediğini düşündüğün şeyi her zaman elde etmek ise hiç değildir, bu yüzden tam olarak hayalini kurduğun şeyi tezahür ettirme yeteneğin konusunda kendini yargılama. Hayatımıza girmeyen o istediğimiz bir şey, bize yolda daha iyi bir şey olduğunu veya belki de hâlâ bir parçamızın bu arzunun ne olduğu ile henüz tam olarak uyumlu olmadığını ortaya çıkarmak için oradadır.


Gerçek şu ki, ne kadar çok hizalanırsan ve seni iyi hissettiren uygulamalara ne kadar çok odaklanırsan, o kadar zahmetsizce tezahür ettirebilirsin çünkü evren de tam olarak böyle işler. Bol, neşeli ve özgür bir titreşim içindeysen, arzu ettiğin şeyi daha çabuk kendine çekersin.

6I Bazen bir şeyler akıp gitmez. Sürekli buna geri dönmeye çalışmak yerine, seni destekleyecek, sürdürülebilir bir enerji yaratma arzunu dile getir. Sürdürülebilirlik, gün boyunca meditasyon, niyet belirleme veya “Yeniden Seç” yöntemini kullanma gibi senin için çalışan günlük uygulamalardan gelir. Hayatın boyunca seni ayakta tutacak ve ivmenin devam etmesine yardımcı olacak günlük uygulamaların olduğundan emin ol. Hayatımızdaki en büyük taahhüdü iyi hissetme, rahat olma ve işimize yarayan araçları düzenli olarak kullanma konusunda yaptığımızda, bir sürdürülebilirlik oluşmaya başlar ve bu da büyük değişimlerin gerçekleşmeye başladığı zamandır.

7I Hepimiz zihinsel mücadeleler yaşarız ve işleri kendi başımıza halletmemiz gerektiğini düşündüğümüz zamanlardan geçeriz. Böyle hissettiğinde, çevrenden yardım istemekten çekinme ve rehberlik gelebileceğini unutma. Tek başımıza mücadele etmek zorunda değiliz, elini uzatmaktan ve ihtiyacın olan yardımı istemekten sakın korkma!

Bana kalırsa istediğimizi hayatımıza çekmek ve hayal ettiğimiz başarıyı tezahür ettirmekle ilgili ne yapacağımız konusunda içten içe takıntılı olabiliyoruz. Hayatımıza çekmek istediğimiz şeye odaklandığımızda, istediğimizden daha fazlasını yaratırız!


Ve unutmadan, gittiğimiz her yer, birisinin algısında bir değişim sunma anıdır - ve işte bu gerçekten bir mucizedir. Her an bize dünyada iyilik için bir güç olma fırsatı sunar. Birincil hedefimiz hizmet etmek olduğunda, fazla düşünmeyi kolayca bırakmaya da izin vermeye başlayacağız.


Kaynak: Gabrielle Bernstein