"Savunmasızlık" Zayıflık Mıdır?

Pek çoğumuz hayatlarımızı duygularımızı örtbas ederek geçiriyoruz ve savunmasızlığın tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. "Duygusal olarak savunmasız olmak" duygularımızı, özellikle de acı verenleri kabul etmeye ve ifade etmeye gönüllü olmamız, kendimize ve başkalarına karşı dürüst olmamızla ilgilidir aslında.

"Neden duygularımı açığa çıkarmak isteyeyim?" , “Bunu yaparsam incinirim.” veya "Bu, insanlara benim üzerimde çok fazla güç verir." gibi düşünceler elbette senin de aklına geliyor olabilir. Açık ve özgün olmamızın başkalarının bize söyleyebilecekleri veya bize yaptıkları şeylerle hiçbir ilgisi yoktur aslında, aksine kim olmak istediğimiz ve samimi hayatlarımızı kiminle paylaşmak istediğimizle ilgilidir.


Çok haklısın, duygusal kırılganlık zor olabilir çünkü duygularımızı ifade etmemizin zayıflık olduğuna dair "yanlış bir inanca sahibiz" hepimiz. Reddedilme veya yargılanma korkusuyla “savunmasız” kalmaktan kaçınmak genellikle daha kolay gelir her birimize. Ya tam tersi doğruysa?

“Bütün kalbinle yaşamak, yaşama bir değerlilik konumundan katılmakla ilgilidir. Bütün kalbinle yaşamak, sabah uyanmak ve ne halledilmiş ve ne kadarı bırakılmış olursa olsun, “Ben yeterliyim.” diye düşünmek için cesaret, merhamet ve bağlantı geliştirmek demektir. Bütün kalbinle yaşamak, gece yatağa giderken, “Evet mükemmel değilim, savunmasızım ve bazen de korkağım ama bu aynı zamanda cesur olduğum ve sevgiyi ve aidiyeti hak ettiğim gerçeğini değiştirmez.” -Brenè Brown

Şunları söyleyebildiğimizde: "Bilmiyorum.”, "Bir hata yaptım", "Sana acı verdiğim için özür dilerim.”, "Korkuyorum.”, "Dün gece ağladım.” veya “Bununla mücadele ediyorum.”, aslında enerjimizi serbest bırakırız çünkü artık inkar etmemize ve bunu sürdürmek için çaba harcamamıza gerek kalmaz.


Zafiyetlerimizi ortaya döküp kabul ettiğimizde, insanlara onlarınkini de güvenli bir şekilde kabul etme fırsatı veririz. ”Ben de hatalar yapıyorum.”, "Ben de korkuyorum.”, "Ben de ağlıyorum.” şeklinde geri dönüşler alırız. Ve bu ortak alanda, korkumuzun bir kısmını bırakabilir ve daha derin bir bağlantı için yer açabiliriz! Bizi bunun için yargılamayan birine karşı savunmasız olduğumuzda, daha da güçlenebiliriz. Normalde strese neden olan durumlardan çok daha az etkilenebiliriz.


Evet, bir korkuyu kabul ettiğimizde birisi bizimle alay ederek tepki verebilir, bu da bir ihtimal, ama çoğunlukla karşılaşacağımız tepki, cesaretimize saygı duyulması olacaktır! Ben aksiyle henüz karşılaşmadım. Hepimiz bir şeylerden korkuyoruz ve korkularımız konusunda dürüst davranarak, karşılığında başkalarının da korkularını bizimle paylaşabileceğinin sinyalini de verebiliriz.


Savunmasız olmak, kendimize karşı dürüst olmakla başlıyor aslıda. Bazen harika olmadığımızı, her şeyin yolunda gitmediğini, canımızın yandığını kabul etmezsek, nasıl olduğumuzdan daha iyi bir hale gelebiliriz? Hatalarımızı görmez ve kabul etmezsek, nasıl bir şeyler öğrenebilir veya dersler çıkarabiliriz hayattan?


Kendimize biraz “kırılmaya izin versek” kim bilir neler çıkacak içimizden? Artık gardlarımız indirerek, çıkan her ne ise bunları dönüştürme şansı yakalayabiliriz!

  • Duygusal savunmasızlık kulağımıza olumsuz gibi gelse de bana kalırsa sayısız faydası vardır. Peki "Ben nasıl faydalarını gördüm?":


1. Kaygımı azalttı: Duygularımı fark etmek ve kabul etmeyi öğrenmek, beynime farklı bir mesaj göndermek ve onu “zor duyguların acı verici olduğuna ancak tehlikeli olmadığına” (geldikleri gibi gideceklerine de) inanmak için eğitmeye başladım. Ki bu da fiziksel ve duygusal tepkilerimde oldukça pozitif yönde bir etki yarattı.


2. İlişkilerimi güçlendirdi: Bana kalırsa ilişkilerde güven duygusu çok önemlidir ve duygularımızı paylaşabilmek daha derin bağlantılar, empati ve destek sağlar ilişkilerimizde. Şu suratlarımıza yapışan maskelerimizi takmak yerine, “güçlüyüm mesajı” vermek yerine “Evet, bu konuda canım yanıyor. Şu konuda kendimi yetersiz hissediyorum.” diyebilmek hem beni, hem de ilişikilerimin derinliğini oldukça değiştirdi. Ama en güzel taraflarından biri de karşımdaki insanların da tutumlarındaki değişimi görmek oldu. “Evet, kırılganlığımı göstermekte bir sakınca yok. O da gösteriyor. Kırılgan olmak da bizden!” hissi ile karşımdaki insanın da düşüncede ve eylemde değiştiğine tanık oldum.

3. Öz farkındalığımı geliştirdi: Yararsız savunma mekanizmalarımın neler olduğunu anlamama ve kör noktalarımı belirlememe yardımcı oldu. Her defasında aynı döngülerde kendimi bulmamın önüne geçmemi sağladı.

  • “Duygusal savunmasızlığın faydalarını anladık ama nasıl tespit edeceğim?” dersen:

1. Kendime karşı "savunmasız olmama izin" veriyorum. Korkularımın mevcudiyetine, canımı acıtan her ne ise kabul etmeye ve bunları hissetmemin gerçek nedenlerine böylelikle açılabiliyorum. O zaman “Tamam, şu anda biraz sevgi ve şefkate ihtiyacım var. Anlaşılmaya ihtiyacım var." diyebiliyorum. Ve sonra kendime sadece kendimle ve hissettiğim her şeyle birlikte olmak, hiçbirini yargılamamak için zaman veriyorum!


2. Gün boyunca duygularımı nasıl gözlemleyeceğimi ve doğrulayacağımı öğreten teknikleri kullanıyorum. Mindfulness gibi becerileri kullanmak bu tekniği geliştirmene yardımcı olabilir. Hissettiğin duyguyu tanıyabilir, senin için ne anlama geldiğini gözlemleyebilir ve bu duyguyu sana hissettiren kişi/ olay ya da durumları tanıyabilirsin. Bir sonraki karşılaşmanda “Ah, neden burada olduğunu biliyorum. Hoşgeldin.” diyebilirsin! (Mindfulness ve Meditasyon konularının ve önerileri pratiklerin bulunduğu yazımın linkini bırakıyorum.)

3. Kendime çokça soru sordum: “Kendimden bile sakladığım şeyler neler?”, “Neleri zayıflık olarak görüyorum?”, “Sosyal çevreme ne konuda maskeler takıyorum?”, “Güçlü duruşumun bana kazandırdığı şeyler neler?”. Cevaplarım beni şaşırttı. Çünkü devam ettirdiğim bu şeylerin hiçbiri ne bana ne de bir başkasına hizmet ediyordu. E o zaman devam etmeme gerek yoktu. Haydi sen de sor kendine bu soruları ve tüm savunmasızlığınla cevapla!


4. “Yetenekliyim ve güçlüyüm.”, "Denediğim için kendimle gurur duyuyorum.” veya "Duygularımı tanıyabiliyorum.” gibi olumlu ifadeleri kendi kendime söylüyorum. Kendimizi yermekte harika iş çıkarırken, takdir etmekte genelde sınıfta kalabiliyoruz. Kendimi yeri geldiğinde takdir ediyor ve övüyorum. Sen de bu cümleleri kendine söyleyebilirsin!


5. Bu yazıyı yazarken bana ilham olan Brenè Brown’un TEDxHouston' daki konuşmasını da paylaşıyorum, izlemek sana da çok iyi gelecektir!

6. Netflix' te "Brenè Brown Cesaret Çağrısı" isimli belgeselini de geçen sene izlemiş ve çok etkilenmiştim sözlerinden. Senin için paylaşıyorum!

Savunmasızlık, duygularımızı veya arzularımızı "başkalarından saklamamayı bilinçli olarak seçmek" tir. Ve evet, biz savunma mekanizmalarımızı bir kenara bırakıyoruz. Biz savunmasız olmayı seçiyoruz, ne kendimizden ne de başkasından saklayacak hiç bir şeyimiz yok artık!

Kendimizi kırılganlığa açmak, savunmasız olmak, duygularımızı veya hatalarımızı ​​kendimizi sınırlandırmadan ifade etmek bir gecede olmasa bile bugünden ufak adımlar atarak başlayabiliriz!

Sizi temin ederim, eğer işe koyulursak, riskli olsa bile kendimizi dürüst bir şekilde ifade edersek; Dünya' ya “İşte ben buyum.” dersek, ilişkide olduğumuz her şey ve herkesle, en başta da kendimizle olan ilişkimizde yepyeni, dönüştürücü ama en güzeli de hakiki bir derinlik bulacağız!