Siyah ve Beyaz Kurt - Hangisini Beslemeli?

Size yakın zamanda duyduğum kısa ama etkisi büyük, oldukça eski bir hikayeden bahsetmek istiyorum. Bilge, yaşlı bir Cherokee Kızılderilisi hakkında olan bir hikaye bu. Belki de çoğumuzu düşünmeye, sorgulamaya itecek olan.

Yaşlı Kızılderili reis kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz diğeri siyahtı ve çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin ille de siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.

Merakla sordu dedesine: “Dede bu iki köpeği niye hep kulübenin önünde tutuyorsun? Hem de niye biri siyah diğeri ise beyaz?” Yaşlı reis, bilgece gülümsedi ve torununun sırtını sıvazladı ve “Onlar benim için iki simgedir.” dedi. Çocuk “Neyin simgesi?” diye sordu.


Kızıldereli ise “İyilik ile kötülüğün simgesi. Biri kötüdür - öfke, kıskançlık, kibir, açgözlülük, keder, pişmanlık, yalanlar, tembellik ve kendine acıma dolu. Diğeri ise iyidir - sevgi, neşe, barış, cömertlik, gerçek, empati, cesaret, tevazu ve inançla dolu. Aynen gördüğün şu iki köpek gibi, iyilik ve kötülük durmadan içimizde mücadele eder. Onları seyrettikçe ben hep bunları düşünürüm.”


Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi: “Peki hangisi kazanır bu mücadeleyi?” Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa: “Hangisi mi evlat? Ben hangisini beslersem o kazanır.”

Bu iki kurt hikayesinin ilginç bir başka sonu daha var!


Torun birkaç dakika bunu düşünür ve sonra büyükbabasına "Hangi kurt kazanır?" diye sorar. Kızıldereli basitçe cevap verir, "Eğer onları doğru beslersen ikisi de kazanır."

“Görüyorsun, eğer bir kurdu aç bırakırsam, diğerinin güç dengesi bozulur. Örneğin, sadece beyaz kurdu beslemeyi seçersem, siyah olan açgözlü ve kızgın olur. Her köşede saklanacak ve savunma mekanizmamın azalmasını bekleyecek, sonra saldıracak. Nefret ve kıskançlıkla dolu olacak ve beyaz kurda hiç durmadan savaş açacak. "


“Ama ikisini de doğru şekilde, doğru zamanda beslersem, yan yana uyum içinde yaşayacaklar. Artık iç savaş olmayacak. Bunun yerine iç huzur olacak. Ve barış olduğu zaman, bilgelik de vardır. Yaşamın amacı, oğlum, bu yaşam dengesine saygı duymaktır, çünkü dengede yaşadığın zaman içimizdeki Yüce Ruh' a hizmet edebilirsin.


İçerideki savaşa bir son verdiğimizde, biz özgür oluruz. "

Bana kalırsa iki son da oldukça etkileyici. Ama iki kurt hikayesinin ikinci versiyonunu daha çok sevmemin bir nedeni var!


Taocuların "Yin Yang" ya da yaşamın kutsal dengesi dedikleri şeyi onurlandırıyor bana kalırsa. Budistler buna "Orta Yol" (hem insan hem de ilahi olmayı kucaklayan bir yol) olarak da atıfta bulunuyorlar.


Kafamdaki soru ise şu oluyor: İçimizdeki bu iki karşıt güçle ne yapacağız peki? Hem kutsal hem de vahşi olma paradoksuyla nasıl başa çıkacağız? "Daha iyi” ve "daha kötü” özelliklerimizle ne yapacağız?

Cevap, ikisini de kucaklamak ve dengeyi aramak aslında - içimizdeki her iki kurdu da "doğru şekilde, doğru zamanda" beslemek! Hikayenin ilk versiyonunun aksine, aşırıya gitmeden. Bunun yerine, orta yolda yürüyerek - uyum ve dolayısıyla barış yolunda.


Eğer gerçekten düşünürsek, içimizdeki 'iyi' kısım gerçekten sevgi dolu ise, içimizdeki 'kötü' kısmı görmezden gelmemize, reddetmemize ve kınamamıza neden göz yumsun? O kısım için şefkat duyup bir şekilde ona yardım etmek istemez miydi sizce de?

Peki iç kargaşanın içinde boğulurken daha yüksek çağrımızı nasıl dinleyeyeceğiz? Evet "denge" ile. Bu iç savaşı durdurmak için, doğamızın her iki tarafını da onurlandırarak!


Ünlü İsviçreli psikiyatrist Carl Jung yaptığı son derece önemli psikolojik keşifte, doğamızın birçok yönüne sahip olduğumuzu ve hepimizin “Gölge Benliği” olarak bilinen karanlık bir tarafa sahip olduğumuzu öne sürdü.


Hepimiz anne babamız tarafından utandırılan, akranlarımız tarafından reddedilen veya toplum tarafından kınanan şeyler düşünüyor, hissediyor veya yapıyoruz. Bu özellikler içimize gömülerek "Gölge Benliği" dediğimiz şeyi oluşturuyor.


Ama sırf gömülmeleri ve bilinçsiz hale gelmeleri, tamamen ortadan kayboldukları anlamına gelmez. Aslında, onlar her zaman arka planda belirirler, kabul edilmeyi beklerler - tıpkı siyah kurt gibi!

İçimizdeki karşıt güçlerle nasıl etkileşim kurmayı seçeceğimiz, hayatımızı belirleyecektir. Birini veya diğerini aç bırakmak ya da ikisine birden yol göstermek.. Seçim bizim!


Hepimiz benzersizliğimizi, kırılganlığımızı ifade edebilir ve cesur kalplerimizin şarkısını söylemesine izin verebiliriz! Olduğumuz her şeyi kucaklayabilir ve her şeyi farkındalığımıza getirebiliriz, kaçmadan ve yok saymadan.

Orta yolda yürüyerek, içimizdeki siyah ve beyaz kurtlarımızın ihtiyaçlarını gözeterek, yeri geldiğinde içimizdeki sevgiyi, neşeyi ve cömertliği, yeri geldiğinde ise Gölge Benliğimizi, daha karanlık tarafımızı doğru şekilde besleyerek uyum ve denge içinde yaşayabilir ve içimizdeki iki kurdu da barış içinde yaşatabiliriz!


Kaynak: awakin.org, Carl G. Jung