Statükoyu Kırmak

Günümüzde son derece rekabetçi bir toplumda, biz insanlar çok fazla stres ve baskı altında, yaşamlarımızı hızlı bir şekilde sürdürmekteyiz. Bunun sonucu olarak ruhsal sistemimiz, zihnimiz ve bedenimiz denge halinden çıkarak, bütünsellik içinde varlığını sürdüremez hale geldi.


Birçoğumuz işimiz, arkadaşlarımız ve ailelerimiz tarafından belirlenen talep ve standartlar doğrultusunda yönlendirilmekteyiz. Huzur bulmak için doğuştan sahip olduğumuz içsel rehberlik sistemimizi hissetmek için yeterli bilgimiz ve zamanımız yok.


"Sezgi"ye ilişkin terimleri duymuş olsak da bunun ne olduğunu tam anlamıyla bilmiyoruz. Sezginin, doğanın bilgeliğinin ve içsel doğal bağlantımızın yaşamdaki yüksek potansiyelimizi ve mutluluğumuzu en üst düzeye çıkarmak için bizi en doğru şekilde yönlendirecek olan doğal içsel mekanizmamız olduğunun farkında değiliz.

Modern teknolojiyle hayatlarımız daha kolay hale geldiği için ve hayatta kalmanın içgüdümüze bağlı olmadığını düşündüğümüzden, içsel rehberlik sistemimizden kopuk hale geldik. Bunun yerine mantığa ve muhakemeye yöneldik ve bizi başarıya doğru götürdüğünü düşündüğümüz kararlar vermeyi alışkanlık haline getirdik. Hislerimize, iç sesimize kulak vermekten ziyade mantığın karar verme aşamasında baskın olmasına izin veriyoruz. Yaşamdan uzlaşmaya başladık, gerçekten yapmak istediklerimizden ziyade, toplumun, ailemizin, arkadaşlarımızın, öğretmenlerimizin, evrensel olarak kabul edilen "yapılacak listesi"nin peşinden gidiyoruz. Doyum hissine ve gerçek mutluluğa ulaşamıyoruz. Bunların sonucu olarak hepimiz hissetmeyi unuttuk.


Giderek daha fazla sayıda insan stres, kaygı, depresyon, gelecek korkusu, can sıkıntısı, düşük özgüven gibi durumlardan muzdarip olmaya başladı. Oysa ki günün sonunda mutlu olmak değil miydi önemli olan? İnsanlığı ele geçiren bu kara bulutu görmek için, insanların iç rehberlik sistemlerini tanımaya ve bağlantı kurmaya başlamalarının zamanı gelmedi mi sizce de?


Bazen yapmak istediğimizi yapmaktan korkuyoruz, para kazanamama kaygısı güdüyor, başkalarının ne düşündüğünden endişe duyuyoruz, "statükonun koruması altında" hissediyoruz. Çoğu zaman gerçeğimizi yaşayamamaktan endişe duyarak ve hatta yaşayamadan yaşamlarımızı sürdürüyoruz. Ama artık gerçekten yaşamak istiyorsak başkaları tarafından belirlenen standartları ve toplumun yarattığı baskıları fark etmemiz gerekiyor.


Tüm bu genel geçer kalıpları bir kenara bırakıp iç sesimize kulak vermemizin, bizi nelerin mutlu ettiğini görmeyi seçmemizin, konfor alanımızdan çıkıp mutluluğun peşinden gidecek cesareti göstermemizin, ezber bozan adımları atmamızın ve kendimiz için doğru olduğuna inandığımız yaşam yollarını takip etmemizin zamanı geldi.

Hayata güvenmeye, içsel rehberlik sistemimizi ve iç sesimizi takip etmeye başladığımızda, dış seslerin esaretinden kendimizi kurtaracağız. Diğerlerinin doğrusu doğrumuz, hayalleri ise hedeflerimiz olmaktan çıkacak. Çoğu kişiye yanlış gelecek belki, riskli gelecek ya da mantıklı bulunmayacak ama biz öz kimliğimizi yaşamayı seçerek bu hayattan koşulsuzca keyif alacağız.


  • Siyah Instagram Simge