Yaban Kazları ( Wild Geese )

Mary Jane Oliver' ın "Yaban Kazları" şiirini okuduğum an hissettiğim duyguları anımsıyorum; tüm hücrelerimi titreten bu şiir, her okuduğumda etkisinden en ufak bir zerre eksiltmedi. Siz de bu satırları okuduğunuzda kendinizden bir parça bulacaksınız, biliyorum. Ezberleri bozmamız mümkün mü?

Yaban Kazları

İyi olmak zorunda değilsin.

Dizlerinin üstünde yürümen gerekmez

çölde yüz mil, tövbe ederek.

Yalnızca içindeki uysal hayvanın

sevdiği şeyi sevmesine izin ver yeter.

Bana çaresizliğini anlat, kendininkini, ben de sana benimkini anlatacağım.

O esnada dünya dönmeye devam eder.

O esnada güneş ve yağmurun berrak damlaları

kırlarda, çayırlarda ve derin ağaçlarda,

dağlarda ve nehirlerde gezinir.

O esnada yaban kazları parlak mavi semalarda,

yeniden evin yolunu tutar.

Kim olduğun, ne kadar yalnız olduğun farketmez,

dünya senin hayal gücüne sunar kendisini,

sana aynı yaban kazları gibi seslenir, kulakları tırmalarcasına ve heyecanla—

defalarca duyurur sana yerini

şeylerin ailesindeki.

Mary Jane Oliver insanın "huzursuz amaç arayışı" konusundaki keskin anlayışına karşılık, sorularımızın cevapları için bizi doğaya bakmaya çağırır.


Eğer mutlu olmak istiyorsak, toplumun gerçekçi olmayan ve mantıksız tüm beklentileri ve taleplerini ortadan kaldırmamız gerektiğini, yaşamlarımızı yönlendirmek için toplumun değil kendi yargılarımıza ve içgüdülerimize güvenmemiz gerektiğini satırlarına birer birer işlemiş. Bizi toplumun gerçekçi olmayan ve mantıksız taleplerinden kurtarmaya çağırmanın yanı sıra, rehberlik alabilmemiz için doğaya bakmamız konusunda da teşvik ediyor.


Hayatımızın ne yöne gideceği konusunda korktukça gelecekten endişe duyuyor ve yalnız hissediyoruz. Oliver bize yalnız olmadığımız konusunda güven veriyor.


Yalnız olmamıza gerek yok, çünkü biz düşündüğümüzden çok daha büyük bir şeyin parçasıyız!